Sevda ki, insanın yalnız gönlüne değil, aklına, fikrine, irade ve muhakemesi ne, özetle bütün duyularına, maddi ve mânevi bütün varlığına şiddetle hükmeden üstün bir kuvvettir; daima şüpheler, kuruntular içinde bulunmaktan zevk aldığı için, âşık olan kişi de gördüğü, işittiği her şeyi onun açısından görüp işitmeye, onun karakterine göre ayarlamaya, aklını, muhakemesini onun keyfine göre kullanmaya mecburdur.
İşte insanoğlu bir kere daha irade denilen kaleyi, nefsi emmarenin ordularına yenik düşürecekti... Düşürecekti çünkü, insan denilen varlığın içi, iman ve küfrün amansız mücadele verdiği en korkunç harp meydanıydı...