Kitap yazarın aklına gelen beyaz şeyler hakkında liste yapmasıyla başlıyor. Listeledikleri üzerinden fikirler yürütüyor ve onları bağlam açısından birleştiriyor. Han Kang'ın doğduktan 2 saat sonra vefat eden ablasının gözünden bakmasıyla aslında olaylar başlıyor. Onun sayesinde hayattayım, şu an benim yerimde o olsaydı benim gördüklerime nasıl bir gözle bakardı diye düşünüyor. Beyazlığın herkes tarafından saf ve temiz olarak görüldüğünü fakat yaşadıklarımızın da bunu değiştirdiğine değiniyor. Aynı hayatında ilk defa karı gören birinin yaşadığı hislerle karlı bir günde sevdiği birini kaybedeninkinin bir olmayacağı gibi. Hepimiz aslında beyaz kağıdın arkasından bakıyoruz ve o kağıdı yaşadıklarımızla dolduruyoruz. Çoğu zaman da kağıt dolduktan sonra ilk başta yazdıklarımıza özlem duyuyoruz. Bu kitapla aslında zihinlerimize birer ince beyaz kağıt yerleştiriyoruz.