Beyaz Diş'in gözünde insanlar, gerçekten de tanrı gibi üstün yaratıklardı. Tanrılar insanların gözünde nasıl olağanüstüyse, insanoğlu da Beyaz Diş'in gözünde öylesine olağanüstü ve mucizeler yaratan bir yaratıktı. İnsanoğlu her şey üzerinde egemenlik kuran, bazı bilinmeyen gizemli güçleri olan canlı, cansız her şeye söz geçiren, istediği şeyi hareket ettiren, hareket eden şeyleri buyruğu altına alan, değneklerden ve çalı çırpıdan can yakıcı bir yaşam yaratan güçlü bir yaratıktı. O, ateş yakıcı bir varlıktı!.. Tanrıydı insanoğlu!
Bir tür acıyla çınlayan bir kahkaha gizliydi sanki;bütün acılardan daha korkunç ve buz gibi soğuk bir heykelin gülümseyişi kadar trajik, donuk ve neşesiz bir gülümseme!.. Edebiyatın acı alayı gibi bir şey, acımasız ve uçsuz bucaksız bir sonsuzluk, boş çabaları ve yaşamın anlamsızlığı ile alay ediyor gibiydi. Bu “Kuzey” di;Kuzey'in o yüreğine kadar buz tutmuş vahşetiydi...