Bazen önüme upuzun bir cadde çıkıyor. Öyle uzun ki, insan bunun sonu gelmez sanıyor. O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha çabuk... Her seferinde önüne baktığında yol hiç de kısalmıyor. Daha hızlı, daha gayretli, daha korkulu çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun. Ve cadde önünde upuzun duruyor. Caddeyi bütünüyle görüp hemen bir karara varmamalısın. Hep bir sonraki adımı, bir sonraki nefesi düşünmelisin... Ve hep bir sonraki geleceği... O zaman zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır. Ve öyle yapmak gerekir. Bir de bakarsın ki, adım adım bütün yolu bitirmişsin. Nasıl olduğunu anlamadan ve yorulmadan...
Kırılgan kelimesini, zarar gördüklerinde güçsüzleşen insanları, nesneleri ve organizasyonları tanımlamak için kullanırız.
Gücünü kaybetmeden zarara karşı koyabilenler için çetin ve esnek kelimelerini kullanabiliriz.
Anti-kırılganlık ise direncin veya sağlamlığın ötesindedir. Direnç, şoklara direnirken aynı kalır, anti-kırılgan ise daha iyi hale gelir.