Blimunda

Blimunda
@blimunda
öldürdün beni, lazarus!
Cadı avı, köleliğin ortadan kalkmasıyla beraber burjuvazinin repertuarından kalkmadı. Tersine, kapitalizmin kolonileştirme ve Hıristiyanlaştırma yoluyla küresel gelişimi, bu zulmün kolonileştirilmiş toplumların bedenlerine yerleşmesini ve zaman içinde boyun eğdirilen toplulukların kendi adlarına, kendi halklarına karşı aynı zulmü uygulamasını sağladı.
Sayfa 330
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yerli erkekler, mita'nın baskısından ve haraçlardan kaçmak için topluluklarını terk edip yeni yeni birleşmeye başlayan hacienda'larda yacona (kısmi serf) olarak çalışmaya giderken, kadınlar yerli topluluklarının reducciones’in d en oldukça uzaktaki kolayca ulaşılamayan puna’lara. kaçtı. Punalara geldikten sonra kadınlar, gördükleri eziyetin güçlerini ve sembollerini reddederek İspanyol yöneticilere, ruhban sınıfına ve kendi toplumlarının yöneticilerine itaat etmeyi bıraktılar. Aynı zamanda üzerlerindeki baskıyı artıran kolonyal ideolojiyi de şiddetle reddederek ekmek ve şarap ayinine gitmeyi, Katolik günah çıkarmalara katılmayı ve Katolik dogmayı öğrenmeyi reddettiler. Daha da önemlisi, kadınlar Katolikliği reddetmekle kalmayıp kendi yerli dinlerine ve ellerinden geldiğince dinlerinin öngördüğü toplumsal ilişkilere geri döndüler
Sayfa 322
“Putlar yok edildi, mabetler yakıldı ve yerli ritüelleri devam ettirenler ve kurban verenler idam edildi; ziyafet, şarkı, dans gibi şenlikler ile sanatsal ve entelektüel faaliyetler (resim, heykel, yıldız gözlemciliği, hiyeroglif yazma) şeytandan ilham alındığı şüphesiyle yasaklandı, bu işlerle uğraşanlar acımasızca katledildi”
Sayfa 316
Amerika’da keşfettikleri, fethe dair kayıtlarda sıkça bahsi geçen yamyam ritüelleri, dönemin Avrupa’sında yaygın olan tıbbi uygulamalardan pek de farklı değildi. 16, 17 ve hatta 18. yüzyıllarda insan kanı (özellikle de şiddet görerek ölenlerin kanı) ve insan etinin çeşitli sıvılarla ıslatılmasıyla elde edilen mumya suyunun içilmesi, Avrupa ülkelerinde sara ve diğer hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdi. Üstelik “insan etini, kanını, kalbini, kafatasını, kemik iliğini ve diğer organlarını içeren” bu yamyamlık, “toplumun kıyısında köşesinde kalmış gruplarla sınırlı kalmıyor, en saygın çevrelerde de görülüyordu”
Sayfa 311
Batı Hint Adalarının yıkımı üzerine Bartoleme De Las Casas’ın aktardıklarını ya da Fetih üzerine başka herhangi bir anlatımı okuduğumuzda. Tanrı ve altın adına, en ufak bir vicdan azabı çekmeden, telaffuz edilmesi bile zor katliamlar gerçekleştiren İspanyolların Yerlilerin bu pratikleri karşısında neden şaşkınlık geçirdiğini anlamak gerçekten güçtür.
Sayfa 310