“Operet tıklım tıklım doluydu. Hiç kimse, bu memleketin. Çok büyük bir savaşta, bir hayat memat mücadelesi vermekte olduğuna hükmedemezdi. Bütün yüzler neşeli, bütün dudaklar otuz iki dişini gösteren hayvani kahkahalarla açıktı. Kim iddia edebilirdi ki memleket her evinden bu savaşta üç beş cenaze vermiş bir memlekettir. Bu ne büyük bir yalan, ne büyük bir yalan...”
“Yavaş yavaş boğulduğumu hissediyorum: Aslında zenginim fakat zenginlik, günlerden beri ruhumun içinde bir yılan gibi çöreklenip uyuyan bu sebepsiz sıkıntı ve ıstırabı dindiremiyor. Şimdi anlıyorum ki para meğer zannedildiği gibi her şeyi yapmaya muktedir değilmiş. Hatta birçok nokta karşısında para, sefil ve âciz bir oyuncakmış. Şu dakikada daha az zengin, daha az refah içinde fakat mutlu, sadece mutlu bir kadın olmayı, hayatı atlar, arabalar içinde, uşaklar ve hizmetçiler arasında, zümrütler ve pırlantalar ortasında yaşayan, buranın en zengin ve en güçlü kadını olmaya bin kere, bin kere tercih ederim.”