Etienne de La Boetie, 1530’da doğmuş bir yazar, edebiyat, hukukçu ve devlet adamıdır. Orleans Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi görmüş ve okulu bitirince, II. Henry’nin kararıyla, Bordeaux Parlamentosu’nda Danışmanlık görevini kabul etmiş. Burada, Montaigne ile tanışma fırsatı bulmuş, kısa sürede dost olmuşlardır. Bu yüzyılda, Fransa’nın içinde bulunduğu en büyük sorun “din çatışmaları” idi. Protestanlığa ibadet özgürlüğü tanıyan “Ocak Fermanı”bu yazdı. La Boetie, 33 yaşına basmadan vefat etti.
Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev, gönüllü kulluk yasalarının oluşumuna ilk neden, “gelenekleri” göstermektedir. İnsanın içine doğdu çağ, toplumun yapısı, ister istemez onu şekillendirmektedir. Yani, köleliğin başat koştuğu toplumlarda, özgürlüğü tatmamış bireyler, bunun için savaş vermeyecektir. İkinci neden ise, tiranların hükmü altında, insanların efemine, yani kadınsı tavırları yüzünden kolayca ürkütülebilir olmalarıdır. (Burada, yanlış ifade şekline katılmıyorum). Micheavelli’ye göre, siyasal iktidar ya vardır ya da yoktur. Var olduğu anda meşrudur. Etik konusunu, yönetme şekillerinin uzağında tutar. La Boetie’ye göreyse, var olan tüm yönetme şekilleri kötüdür. Biçim, özü ne olursa olsun tiranlıktır. Micheavelli ve Hobbes’un “doğa”yı devlet şeklinde görme düşüncelerinin aksine, La Boetie, doğayı onlardan farklı yorumlar. Doğa, insanları aynı biçimde yaratarak, onların birbirini tanımalarını sağlar. Sevginin ve dayanışmanın daha da güçlenmesini sağlar. Montaigne’in “kanımca, çağımızın en büyük insanı” hitabıyla andığı La Boetie’nin bu eseri muhakkak okunmalı. Günümüz ideolojik devlet aygıtının tehlikelerine ve tuzaklarına karşı bir Louis Althusser kadar etkileyici bir kalkan görevi görmekte. Finaldeki Mehmet Ali Ağaoğulları’nın Siyasal Kulluk eleştirisi ve çevirisi nefis.