Puan vermedi·258 syf.··
2026 127. kitabı
Bugün sizlere duygu yüklü bir kitapla geldim. @diksiyonvedrama ’ın kaleme aldığı “Vaat”, saklanan sırların, tutulmayan sözlerin ve kaçınılmaz kader bağlarının gölgesinde şekillenen, çok sesli ve derinlikli bir insan panoraması sunuyor. Roman, okuyucuyu ilk andan itibaren Canan’ın zorlu aile yaşantısıyla örülü hüzünlü atmosferine çekerken, aslında her birimizin hayatından tanıdık bir parça bulacağı yalnızlığı paylaşıyor. Karakterlerin kendi suskunluklarıyla sınandığı bu evrende yazar; aşkı, emeği, inancı ve vicdanı dar sokaklardan sınıflara, kalabalık meydanlardan loş tiyatro sahnelerine kadar hayatın aktığı her yere ustalıkla taşıyor. Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, her bölümde farklı bir karakteri merkeze alarak ilerleyen akıcı kurgusu oluyor. Canan’ın eşinin ölümüyle doruğa ulaşan o boğaz düğümleyen gerçekçi duygu yoğunluğu, asgari ücretle hayata tutunmaya çalışan mühendis İpek karakterinin yüzümüze çarptığı toplumsal gerçeklikle birleşiyor; Makbule’nin etkileyici manifestosu ve karakterler arasındaki ince kavuşma bağları ise yazarın kurgu yeteneğini tamamen görünür kılıyor. Romanın ruhunu derinleştiren ve beni de etkileyen yerlerden biri ise tiyatro sahnesinin büyüleyici metaforu. Halim Hoca’nın vefatının ardından buruk bir şekilde toplanan Mustafakemalpaşa tiyatro ekibi, onun vasiyeti olan Keşanlı Ali Destanı’nı sahnelemek için bir araya geldiğinde, tiyatronun o iyileştirici ve birleştirici gücü tüm çıplaklığıyla hissediliyor. Yönetmen Yaşar’ın “perde kapanmaz ve kapanmayacak” diyerek ekibi ayağa kaldırma çabası, hayatın üzerimize yüklediği beklenmedik rollere karşı açılmış bir savaş niteliğinde. Seyirci giriş kapısında bekleyen İmam Efendi’nin heyecanına ve tedirginliğine rağmen sırf hocanın anısına Keşanlı Ali rolünü üstlenmek istemesi, eserin vicdan ve
VaatEmre Veral · Arete Yayınları · 20262 okunma
İdare eder ama fazla taraflı ve yüzeysel bir kitap
5/10
·128 syf.·
2026 21. kitabı
Yazar ıttihad ve terakki yi darbeci olarak anlatıyo ve işin komik tarafı alman kuklası olduğunu söylüyo Atatürke de alttan alta ingilizlerin çıkarlarını korudu ondan Atatürk döneminde yabancı devletler bizle uğraşmadı gibi şeyler söylüyo başlangıç olarak ordudan bahsediyim ittihat ve terakkiden öncesindeki durumu ve sonraki durumu karşılaştıralım Abdülhamid askerin güçlenmesinin iktidarına zarar vereceğini tahta çıkarken gördüğü için liyakatli olanlar yerine sadık olanları üst mevkilere getiriyo Abdülhamid tarafından bakınca mantıklı ama ittihatci lar ülkenin okumuş kesimi ve oldukça da potansiyeli olan insanlardan oluşuyo liyakatsiz ama sadık insanların onların olması gereken konumlara gelmesini adil bulmuyolar ve de istibdattan bıkmış durumdalar mevcut durumun değişmesini istemeleri gayet normal ve bildikleri önemli bir şey var ordu zayıf olursa Osmanlı asla birarada kalmaz Abdülhamid in İslamcılık politikası kağıt üstünde mantıklı ama o dönemde hilafetin hiçbir gücü yok eğer gücü olsaydi Osmanlı Cihad ilan ettiginde bizim yanımızda kalirlardi ama onlar bizim yanımızda olmayı bırak karşımızda yeraldilar onları savunmaya giden askerlerimize saldırdılar Ümmet treni olayını araplar bayram olarak kutluyor hatta müzede sergiliyolar bizim savaşa girmemize gelince ingilizler kabul etmediler biz de alanların yanında savaşa girdik diye bisey yok almanlar bizi kendi taraflarında istemiyorlar Avusturya Macaristan bizi yanlarında istiyorlar Sırbistan iki tarafta sıkıştırip hızlıca işgal etmek için ve almanlari onlar ikna ediyo ve de bizim savaşa girmeme gibi bir şansımız yok çünkü o dönem rusylarin ihracatı ve ithalatı İstanbul ve Çanakkale üstünden yapılıyo biz boğazları kapatmazsak almanlarla problem yaşardık ve ingilizler bizim asla arkamızda durmazdı kapattığımız için de
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk BirliğiMurat Atalay · Bilgeoğuz Yayınları · 20109 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Burçak diye bir kızın boğaz gezisinde çınar ağacının ovuğuna düşünce dede korkutla tanışıyor. kendini dede korkutun müziğine kaptıran burçak isteyerek teklifi kabul ediyor ve o günden sonra bir sırrı oluyor.
Çınar Ağacının GizemiMehmet Önder Karacaoğlu · Ötüken Çocuk · 202411 okunma
Beşiktaş’ta Beşiktaş’ın Geçmişini Okumak
8/10
·112 syf.··
2026 1. kitabı
Beşiktaş İskelesi’nde alıp Resim Müzesi’nde boğaz manzarasına karşı okudum bu kitabı. Geçmiş yıllarda Beşiktaş’taki hayat hakkında güzel anılar içeriyordu. Bir yandan da haritaya bakıp yaşanmışlıklar nerede geçmiş takip etmek güzeldi.
Beşiktaş Yollar ya da Anılar BoyuncaAyşe Sarısayın · Heyamola Yayınları · 010 okunma
Kitaptan Kalanlar: Hep O Şarkı — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
10/10
·190 syf.··
2026 15. kitabı
Kitaptan Kalanlar Hep O Şarkı — Yakup Kadri Karaosmanoğlu Kitap; ailevi değerleri yüksek iki komşu ailenin çocukları arasında başlayan masum bir arkadaşlığın, yıllar içinde derin bir aşka dönüşmesiyle birlikte İstanbul’un, ailelerin ve yaşam biçimlerinin geçirdiği değişimi de ortaya koyuyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1956 yılında yayımlanan bu eserini, bir kadının iç sesiyle anlatılan zarif dili sayesinde neredeyse bir nefeste okudum. Eski İstanbul’un Boğaz kıyısındaki köşklerinde; aşk, özlem, zaman ve hatıralar usulca birbirine karışıyor… Boğaz manzarası ve köşkler ise romanda yalnızca bir fon değil, kaybolan bir dönemin sessiz tanıkları gibi. O dönemin anlatımı içimde sessiz bir sızı bıraktı. Yazar; İstanbul Boğazı’nın mehtaplı gecelerini, boğazda dolaşan kayıkları ve dönemin yaşam biçimini öyle güzel anlatıyor ki, insan kendini o yılların içinde hissediyor. Üstad Sahaf’ın önerisiyle okuduğum Hep O Şarkı’nın; dönemin geleneklerini, aile yapısını ve insan ilişkilerini anlatırken kurduğu samimi dil beni çok etkiledi. Özellikle bir kadının iç dünyasını, çelişkilerini ve arzularını bu kadar doğal ifade edişi; dönemi için oldukça cesur ve güçlü hissettirdi. Kitabın sonunda ise, bir dönemin kapanışıyla birlikte yıllara yayılan bu sevdanın gerçek hayat karşısında ne kadar sıradanlaşabildiğine tanık olmak insanı hüzünlendiriyor. Kitabın kahramanı Fehime’yi hem çok naif hem de gerçekçi buldum. Hatta bir yerde kendi kendime şunu sordum: Biz kendimize bile bu kadar samimi olabilir miyiz? #yakupkadrikaraosmanoğlu #türkedebiyatı @book.painting.antique Hep O Şarkı Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Edebiyat
Hep O ŞarkıYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,313 okunma
Sis ve Gece
10/10
·270 syf.··
2026 46. kitabı
Konu: İstanbul’un göbeğinde işlenen bir cinayet. Ama asıl cinayet, şehirle karakterlerin arasında işleniyor. Başkomiser Nevzat, sisli bir gecede karısının en yakın arkadaşının kocasını ölü buluyor. Sonrası? Sis gibi dağınık ipuçları, herkesin bir sırrı. 1. İstanbul bir karakter: Ahmet Ümit şehri sadece fon yapmıyor. Sis, yağmur, Boğaz, arka sokaklar... Hepsi tanık, hepsi şüpheli. “Sis, şehrin günahlarını örtüyor” repliği boşuna değil. 2. Psikolojik gerilim: Katili bulmak kolay değil çünkü herkes biraz suçlu. Evlilikler, ihanetler, bastırılmış öfke. Cinayet bahanesi, asıl mesele insanlar. 3. Dili: Ağır değil, akıcı. Polisiye okurken yorulmazsın ama her sayfada “dur bi düşüneyim” dedirtir. Zayıf yanı ne? Finaldeki twist bazılarına fazla “klasik polisiye” gelebilir. Agatha Christie seven bayılır, modern “hiç beklemediğin şey olsun” kovalayan şaşırabilir. Kime göre? Karanlık İstanbul, psikolojik tahlil, “katil kim?” kovalayım dersen tam sana. Hızlı aksiyon, kovalamaca bekliyorsan biraz sabır ister.
Polisiye-Gerilim-Psikoloji
Sis ve GeceAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201324,1bin okunma