Gloria Scott – Detaylı Özet (Spoilerlı) Gloria Scott, Sherlock Holmes hikâyeleri arasında özel bir yere sahiptir. Çünkü Holmes'un çözdüğü ilk vaka olarak kabul edilir. Bu olay, Holmes henüz dedektif olarak ünlenmeden önce, üniversite yıllarında yaşanmıştır. Üniversitedeki Arkadaşlık Genç Sherlock Holmes, üniversitede genellikle yalnız bir öğrencidir. Bir gün bir arkadaşının köpeği yanlışlıkla bacağına çarpar ve bu olay sayesinde Victor Trevor ile tanışır. İkili kısa sürede arkadaş olur. Victor, Holmes'u yaz tatilini geçirmek üzere Norfolk'taki aile malikânesine davet eder. Malikânede Victor'un babası Trevor Trevor ile tanışırlar. Holmes'un gözlem yeteneği burada ilk kez dikkat çeker. Holmes'un Çıkarımları Holmes, Trevor'un görünüşündeki küçük ayrıntılardan onun geçmişte boks yaptığını, altın madenlerinde çalıştığını ve uzun süre tehlikeli insanlarla yaşadığını söyler. Bu çıkarımlar Trevor'u derinden sarsar. Özellikle kolundaki silinmiş dövmeden söz edilince yaşlı adamın yüzü bembeyaz kesilir. Holmes bunun nedenini anlayamaz ancak Trevor'un geçmişinde sakladığı büyük bir sır olduğu bellidir. Hudson'ın Gelişi Bir süre sonra malikâneye Hudson adında kaba, denizci görünümlü bir adam gelir. Yaşlı Trevor onu görünce büyük bir korkuya kapılır. Hudson evde kalmaya başlar ve zamanla ailenin üzerinde tuhaf bir hâkimiyet kurar. Normalde bir hizmetkâr olması gereken bu adam, ev halkına emir verir gibi davranır. Trevor ise ona karşı çıkamaz. Hudson daha sonra evi terk eder ve başka bir eski tanıdığa gideceğini söyler. Ancak gitmeden önce Trevor'u tehdit eder gibi konuşur. Şifreli Mektup Bir gün Trevor'a gizemli bir mektup gelir. Mektup görünüşte anlamsız bir ticari yazışmadır. Mektubu okuyan Trevor dehşete düşer ve kısa süre sonra felç geçirir. Ölmeden önce oğluna geçmişini
Alıntı
Dünya ağırsıklet boks şampiyonu Muhammed Ali'yi Harvard'lı öğrenciler mezuniyet konuşmasına davet ediyorlar. Konuşması bitiyor. Öğrenciler "Şiir şiir!" diye tempo tutuyor. Akıllarında, Ali'nin meşhur "Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım," söz leri. Hemen şiir yazıyor. Belki dünyanın en kısa şiiri." "/I We", "Ben/Biz." Ben olma pahasına biz olmayı unuttuk. Rönesans'la, Aydınlanma'yla, bilimin Tanrı'dan ayrılmasıyla, 1600'lerde ben olmayı keşfettik. Her şeyi sorgulayabilirken kellelerin eskisi gibi uçmayacağı günlere yol alındı. Ve işte o "ben" alıp başını gitti. Tanrı'sından kopan insan haddini bilmeyi unuttu.
1000Kitap
Reklam
"Küçük bir boks maçı esnasındaydı. Rakibimi fena halde hırpalıyordum. Bir ara etrafımdan gelen seslere dikkat ettim. Bu sesler daima galibin lehine yükseldiğini işittiğimiz takdir, mefduniyet sesleri değildi. Bilakis bir zulüm ve haksızlık manzarası karşısında duyulan boğuk isyanlara benzer gürültülerdi. Rakibim güzel bir çocuktu. Bana öyle geldi ki ahali, kadınlar benim kadar çirkin bir insanın bu güzel yüzü harap etmesine tahammül edemiyordu. Zihnim karıştı. Yanlış bir hareket yaptım. Yüzümü kan içinde bırakan müthiş bir yumruk yedim. Orada olup da ahalinin nasıl sevinçle haykırdığını işitseydin Necdet. Evet bu ahali, bu dakikada sırf çehrem için bana düşmandı. Ezilmemi istiyordu. Yüzümdeki yara iki gün bile devam etmedi. Fakat bu vakanın yüreğimde açtığı yara senelerce işledi. Meşhur bir dünya şampiyonu olmak arzusundan vazgeçtim. Bu, sakil yüzümü hesapsız insanlara tanıtmaktan, hesapsız gözleri üşütmekten başka şeye yaramayacaktı."
Alıntı
Ona göre musıki ve her şey şu zaman dediğimiz boşluğu doldurmak içindi. Bir geçit alayı, bir boks maçı hikayesi, şöyle rahatça yapılan dörtbaşı mamur bir dedi­ kodu, ona en güzel sanat eserinin verebileceği sıcaklığı verebilirdi
Sayfa 80·Kitabı okuyor
Alıntı
Boks hem ilkel hem de yenilikçidir; hem kanlı hem de tekniktir; eskiden bedene karşı alınan tavırlarla yenilerini bir araya getirir. En iyi boksörler hızlı yer değiştirmede, sol direkt vuruşlarda, savunma tekniklerinde ve "soylu sanat" olarak adlandırılan boksun öteki öğelerinde usta adamlardan oluşur. Aynı zamanda bir "öldürme içgüdüsü"ne de sahip olmaları gerekir. Gelgelelim, daha yavaş olan birçok boksörde sadece hayvani bir cesaret vardır - dayak yeme ve dayak atma cesareti. Yeni boks izleyicilerin yiğit sporculuğa yönelik ikircikli duygularını yansıtır. Hıza ve tekniğe hayran olunurken, eski dayanıklılık ve kaba kuvvet nitelikleri de hâlâ çok tutulur. Üstüne üstlük, ABD'de, boks derin bir etnik çatışmanın ve ırksal önyargıların etkisi altındadır. 1889'da Queensbury'nin kurallarını uygulayarak unvan kazanmış ilk boksör olan ve Fighting Irish adıyla anılan John Sullivan hoyratlığıyla ün salmıştır. 1908-1915 yılları arasında, ilk dünya ağır sıklet boks şampiyonu olan Jack Johnson'dan, yadsınamayan yeteneğine karşın yalnızca siyah olduğu için nefret edilir. Tekniğini çok geliştirmiş bir boksör sayıyla, yani rakibini yere devirmeden maç kazanabiliyorsa da, boks ilkel bir spor olmayı sürdürür; erkeğin saldırgan itkileri -rakibin pestilini çıkarmak, onun bedenine ve başına vurmak- bütünüyle bedensel biçimde açığa vurulur boksta.
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular·Kitabı okudu
Bütün bunlar gentleman ülküsünü yeniden biçimlendirmeye ilişkin, geniş kapsamlı bir girişimin parçasıdır. İngiltere'de, yeni üst sınıfların yarışma ve verim ruhuyla birleşen değerleri -topluma hizmet duygusu, dürüstlük- Victoria döneminde yaygınlaşır. Eski spor kültürü av ve binicilik gibi birkaç etkinlikle kısıtlı kalır. Kürekçilik, koşu, boks, kriket ve futbolun yeni biçimleri saygınlığı ve dürüstçe yarışma ruhunu temel alan kentsoylu değerlerinden büyük ölçüde etkilenmiştir. Büyük okullardan mezun seçkinler eski spor kültürünü reddedip, adına "amatör spor" dedikleri, ahlaki açıdan daha temiz bir kültürü benimserler. Amatörlük onur ve çaba kavramlarını bir araya getirir. Kazanç arzusu artık eski sporları simgeler; bahis enflasyonu alçaltıcı bir ahlaksızlığa yol açmış, yarışma ruhunun varoluş nedenini ortadan kaldırmıştır. Spor, artık anlaşıldığı şekliyle, sadece birtakım sonuçlar almaya, kaybetmeye ya da kazanmaya dayanmaz, bir yandan da yarışma ilkesini desteklemelidir. Yarışma ruhu hem gereklidir hem de bir tatmin kaynağıdır, ama aynı zamanda kimi çağdaş eleştirmenlerin -Caryle, Marx ve Ruskin- altını çizdiği gibi toplumsal parçalanmanın da tohumlarını taşır içinde.
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular·Kitabı okudu
Reklam
Reklam