Uzun zamandır okumak istediğim kitabın sonuna geldim sonunda her şeyle yüzleştim...
...
Düşünsenize, bir milletin küllerinden doğduğu, bir halkın özgürlüğe kavuştuğu o sancılı, zor süreci, bizzat yaşayan ve yöneten birinin bize anlatığını. İşte Nutuk, tam olarak böyle bir kitap. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1919’dan 1927’ye kadar yaşananları anlattığı, karşımıza sadece bir tarih kitabı olarak değil, aynı zamanda bir hesaplaşma, bir anlatım, bir uyarı ve bir yol haritası olarak da çıkıyor.
Atatürk, Nutukta "1919 senesi Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım" diyerek başlıyor. Bu cümle, sadece basit bir başlangıç değil; bir milletin dönüm noktası. Anadolu işgal altında, halk yorgun, ordu dağılmış Ama o vazgeçmiyor. Adım adım kongreleri topluyorlar, halkı bilinçlendiriyorlar ve en sonunda Kurtuluş Savaşı’nı da kazanıyorlar.
...
Atatürk sadece olayları değil, o olaylardaki insanların karakterlerini, düşüncelerini, ihanetlerini ve fedakârlıklarını da anlatıyor. Mesela bazı isimleri açıkça eleştiriyor, bazılarına övgüyle yaklaşıyor. En yakın arkadaşlarıyla nasıl zıt düştüğünü neden düştüğünü Her şeyin perde arkasını neden öyle yaptığını bunu yaparken amacı neydi hepsini tek tek öğreniyorsun.
...
Ve işin en çarpıcı bölümlerinden biri de ve beni en çok etkileyen yerlerden biri
İzmir Suikastı. Orada şöyle diyor: "Efendiler, beni öldüreceklerdi." Bu cümle bir anda olayın ciddiyetini gösteriyor. Cumhuriyet yeni kurulmuş, devrimler yapılmış ama hala ona karşı tehditler sürüyor. Suikast girişimi sadece ona değil, tüm devrimlere karşı da bir saldırıdır...
...
Bana Göre Nutuk’la Yüzleşmek Resmen Cesaret İster. Yüzleşmek diyorum çünkü. Atatürk’ün hesap sorduğu hataları, bizim hatalarımızla karşılaştırmak Mesela, “Mandacılık fikriyle gelenler…” diye anlattığı satırları okurken,