Rastlantıların, sadece rastlantıların söyleyecek bir sözü vardır bize. Gereklilikten doğan, olmasını beklediğimiz, günbegün yinelenen her şey dilsizdir.
Öylesine çıkageken bu yabancıya anlaşılmaz bir sevgi duymaya başlamıştı Tomas; bir çocuktu sanki kız, üzeri katranlanmış sazdan bir sepete konulup nehir aşağı yollamıştı, Tomas onu nehrin kıyısı olan kendi yatağında bulsun, alsın diye.
Ah kalk ve sevgili bedenini
çıkar yataktan ve ışık saç üstümüze.
sıyırıp üstünden Sakız'da yapılmış geceliğini,ve
tıpkı baharda açan saf zambak gibi,
suda yıkan.
Geriye baktığında, ikimizi birbirimize bağlayan en güçlü ortak noktanın, bilinmeyene karşı duyulan bu saf ve çocuksu merak olduğunu daha iyi anlıyorum. Biz vardık dünyada ve çevremizde bizim yarı-bilimsel incelememize sunulmuş nesneler.