Tolstoy’un 1882 yılında yazdığı ve Rusya’da sansüre uğrayan İtiraflarım adlı eserinin ardından, artık bir çsel dirilişe” başladığını gösteren romanını, 1889’da kaleme alıyor. 1901 yılında ise bu eser Tolstoy’un kilise tarafından afaroz edilmesine yol açıyor.
Tolstoy, diriliş romanında; günümüzde tevhid dininden uzaklaştırılmış, ruhbanlaştırılmış, nefislere hizmet eder hâle gelmiş Hristiyanlığın, tüm bunları bildiği hâlde vicdanen körleşmiş, adeta gözlerine perde çekilmiş mensuplarının iki yüzlülüğünü somutlaştırıyor. Tabi bu cevabı koyu hristiyan bir ailede büyümüş biri olarak aslında kendi kalbine veriyor. Romanı kendi dirilişi yapıyor.
Ek bilgi;
Tolstoy, 1908 yılında Hindistanlı âlim **Abdullah el-Sühreverdi’nin İngilizce basılmış Hz. Muhammed’in Hadisleri kitabını okudu. Okuduğu bu hadislerden etkilenerek, içlerinden seçtiklerini bir araya getirip kitapçık hâline getirdi ve Rusya’daki Posrednik yayınevinde 1908 Ekim’inde yayımlanmasını sağladı( Hazreti Muhammed ). Doğumundan itibaren Rus Ortodoks Kilisesi mensubu olan Tolstoy, yetişkinliğinde bu inancı bütünüyle reddetti.
Özetle; İtiraflarım , Diriliş , Hazreti Muhammed kitapları bir üçleme olarak okunmalı. Bir dine bakıp tüm dinleri reddetmek yerine üzerine gidip doğruyu bulmak ve doğruları haykırmak için gösterilen anlam arayışının, iç muhasebenin ve mücadelenin çok somut bir örneği Tolstoy. Dirilen ise vicdan ve belki de iman.
Okuduğum en iyi romandı. Karakterler betimlenirken adeta “Bu kadar da olmaz” dedirtti. “Şehla göz” tasviri ile çevirmen de gönülleri fethetti.
Kitabı okuyalı on iki yıl oldu ama etkisi geçmedi.
بسم الله ارحمان اراحيم
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan ın dili o kadar duru ki kendisinin halini, adabını, tevazusunu okurken alıyorsunuz adeta. Bir profesörüm, bir şeyhim, dünyayı gezdim nice hizmetler ettim değil de eh sizden biriyim, aciz bir kardeşinizim edasında konuşuyor. Ama bu duruluk, benim gibi dikkatsiz okuyucuların, yazarın söylediği çok manalı ve derin cümleri çok sonra anlamasına da sebep olabiliyor, pişmanlık sarıyor sonra bedeni, ah ediyor insan.
Bu kitap bir dervişin nefis terbiyesi, kullukta yükselişi, adeta evliyalığa gidişindeki kestirme yol olan 3 ayların önemini ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ayet ve hadislerle, örneklerle açıklıyor.
Kitabın vurucu noktalarından biri de orucu "ahlaklı" yani takvalı tutmak gerekliliği vurgusu. Sadece yemek yememek değil, tüm azaları haramdan sakınarak bir oruç tutmak. Gece ibadetinde yalnız ve gösterişsiz olarak, gözyaşı dökmek. Sadece dil ile edilen tevbeyi (yalancıların tevbesi) değil de hatalarından dönen bir daha işlemeyen kullukta yükselenlerin tevbesini anlatıyor.
En yoğun özet;
Receb de tevbe(günahı terk),oruç-namaz-kuran-zikir,
Şaban da sünnete uygun yaşantı ve selavat
düzene girmeli, alışkanlığa dönüşmeli,
Ramazanda alışkanlıklar kardeşlik şuuru ile yaşanıp, has imanın tadı zevk edilmeli.
Hocaefendi'nin muhteşem örneklerini, yaşadığı hatıraları, islama hizmet ederken aldığı lezzeti hatırlamak, kendinizi manevi mevsime hazırlamak için her 3 ayların girişinde okumanızı tavsiye ederim.
Regaib KandiliMahmud Es'ad Coşan · Server Yayınları · 2022119 okunma
Doktora böyle birşey olsa gerek, yazdığınız konuda dünyada ki birkaç kişiden biri hatta belki tek olmanız yani detay bir konuya eğilmeniz gerek. İşte bu kitap da böyle bir eğilmenin, ciddi bir çalışmanın sonucu.
Şeyhi ana dilimizde anlatan bu konuya ömründen vakfeden bir yazarımızın olması büyük nimet.
Şeyhi anlamak için tasavvufu da anlamak gerekiyor ki Mahmud Erol Kılıç bu konuda doğru kişilerden; sözü eğmeden, bükmeden ama okuyucuyu incitmeden yani tasavvufu adeta yaşayarak, anlatanlardan.
Şeyhin kitaplarını okumadan önce şeyhi tanımanız gerekiyor. Bu kitap bu anlamda yoğun bir özet kitap diyebiliriz, o yüzden yazarın diğer kitaplarına da bir göz atınız efendim. Tasavvufu öğrenmeli, hâl ilmini anlamalıyız. Kısacası okunmalı, hazret çok iyi bilinmeli.
Şeyh-i EkberMahmud Erol Kılıç · Sufi Kitap · 201755 okunma