Yas, ölüm, kaygı, özgürlük, yalıtım... Çoğumuzun hayatında belirli dönemlerde mücadele ettiği bu kavramlar kimimize daha aşina, kimimize daha yabancı. Ölüm mesela, doğum gibi herkesin başına gelen bir olguyken doğum kadar basit karşılamıyoruz. Daha karmaşık ve kaçıngan bakıyoruz ölüme. Anlamlandırmak istemiyoruz çünkü biliyoruz ki anlaşılmış şeyler yaşanırlar.
Annem ve Hayatın Anlamı'nda Psikiyatrist Yalom önümüze birbirinden farklı 6 vaka sunuyor. Aslında bazıları grup terapisi olduğu için birden çok vaka görüyoruz. İnsanların kendi ve sevdiklerinin ölümleri karşısında verdikleri farklı tepkileri yahut kendilerini nasıl demirden kalıplara sıkıştırarak özgürlükten sakındırdıklarını okuyoruz her satırda. Farklı bakış açıları görmeyi severim ve farklı ekollerin seans dökümlerini de:) Her ne kadar birbirlerine çok zıt olsalar da Varoluşçu psikolojiyi de BDT kadar seviyorum. Ben de böyle biriyim işte, hem akılcılığın getirdiği güvenceyi hem de insanın yaşamını öznel yöntemlerle anlamlandırmasını seviyorum.
Gündeminizde bahsetmiş olduğum konular varsa şans verilebilir Annem ve Hayatın Anlamı'na. Keyifli okumalar