Kanatların Ardında: "Mona ve Poouli"
"Bir insan, başka bir insanı sevip ona koşulsuz değer verebildiyse; ilginç bir şekilde bir kuşa, çiçeğe, denize, toprağa da kıymet verebiliyordu."
Yazar Okan Çelik 'in İnkılâp Genç Yayınları'ndan çıkan eserini yorumluyorum bugün. Oldukça güzel mesajlar veren, hem çocukların hem de biz yetişkinlerin keyifle okuyacağı tatlı bir hikâye kitabı.
Ora Diyarı, tüm kuşların her yıl göç ettikleri, şarkılar söyledikleri ve dileklerin kabul olduğu büyülü bir yerdir.
Ora'ya ilk kez gideceği için oldukça heyecanlı olan Mona, göz alıcı renkteki tüylere ve muhteşem bir sese sahiptir.
Mona, göç için yoldaş olarak ihtiyar ve bilge bir kuş olan Poouli'yi seçer. Poouli daha önce birçok kuşa Ora'ya giderken rehberlik etmiştir.
Her kuşun daha fazla yaşam diledikleri yerde Mona'nın ise bambaşka bir dileği vardır:
İnsan olmak..
Mona ve Poouli gökyüzüne özgürce kanat açtıkları, güzel yerler gördükleri bu yolculukta bazen de tehditlerle karşılaşırlar.
Heyecanlı yolculuklarında Mona'nın bilge Poouli'den öğreneceği çok şey vardır. İnsanları çok iyi tanıyan Poouli, Mona'ya iyi-kötü gibi kavramları insanlar üzerinden anlatır.
Yolun sonunda seçim yapması gereken bu kuşlar Ora'da ne dileyecektir?
Mona insan olmakta hâlâ kararlı mıdır?
Yazar; iyilik-kötülük, sevgi ve özgürlük gibi kavramları çok güzel sunmuş bizlere.
Altını çizdiğim çok fazla yer oldu. Çocuklarınızla birlikte okuyabileceğiniz, masal tadında harika bir eser.
Mona ve Poouli ile mutlaka tanışmalısınız diyorum. Kitapla ve sevgiyle kalın.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Hayatta karşınıza çıkacak her yolun ayrı bir zorluğu olacak efendim. Her canlının bu dünyada ayrı bir mücadelesi var. Yağmuru sevmeyip orman dilemek olmaz!"
"Sevgi, insan kalbinin çok nadir ürettiği değerli bir iksirdir. Bu iksiri neye dökseler sonucu şahane olur efendim. Örneğin bir mimarın sevdayla tasarladığı bir yapı, sıvasına ruhunu katmışçasına yıllara meydan okur. Bir aşçı eğer mutfağa severek giriyorsa onun elinden çıkan yemek baş döndürür. Mesela işini sevgiyle yapan bir trafo işçisi, tüm şehri kendisinin aydınlattığını düşünür, buna tüm benliğiyle inanır. Bir insan, bir insanı severse şayet, kalbi onunla çarpar... O gülünce gülümser, ağlayınca eksilir, sevinince ısınır! Harcadıkça artan tek duygudur bu..."