"... hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta -yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim."
Kitap, Holden Caulfield isimli 16 yaşında bir gencin ergenlik dönemi çıkmazlarını ve kendini bulmaya çalışmasını konu ediniyor. Dünyadaki sahteliklerle kendisini bağdaştıramadığından asosyal bir çocuk. İki okuldan atılıyor ve ailesi bu habere alışmadan eve dönmek istemediği için bu süreçte yaşadıklarını okuyoruz kitapta. Aynı zamanda bir erkek kardeşini kaybeden Holden'in yası, kardeşiyle hayali konuşmaları yer alıyor eserde.
İsminden dolayı kitaba başlamadan önce hep Çavdar tarlasında çalışan işçi çocuklarını okuyacağımı sanmıştım. Ancak kitapta sadece yukarıda yer verdiğim alıntıda geçiyor bu durum. Holden, kız kardeşi Phoebe'ye çok bağlı ve bu sözü ona söylüyor.Ailesinin tepkisinden korksa da gizlice kardeşini görmeye geliyor. İkisinin arasındaki ilişkiyi okumak çok hoşuma gitti.
Bunların dışında okurken biraz sıkıldığımı söylemeliyim. Bazen Holden'in bir anısından başka bir anısına atladığı oldu. Hep bir olay bağlanacak diye bekledim. Bana çok hitap etmedi sanırım.
Instagram: duslerguncesi