-“İyi ama,diye sordu ,ayağınızın altındaki her şey gittikçe çatırdarken nasıl yaşayacaksınız ?
-“ Yalnız var olmak yetmiyor mu? Sevinç, eylemin kendisindedir .”
-“ Hadi bakalım , halinizden hep memnun olmayı nasıl başardığınızı siz söyleyin .”
-“ Ben mi ? Diye karşılık verdi genç kız şaka yollu,kedere gömülmemek için kendimi unutmaya çalışıyor, başkalarını düşünüyorum. Bu da kafamı meşgul ediyor, acıyı sabırla karşılamama yardım ediyor .”
-“Pauline’de ağır basan yaşama sevgisiydi , bu sevgi her geçen gün artıp taşıyor,yengesinin ona “hayvanların anası”demesine yol açıyordu. Yaşayan, acı çeken her şey yüreğini capcanlı bir sevecenlikle,karşı konmaz bir sevip okşama isteğiyle dolduruyordu....”
“Bizler sosyalistiz. Bu demektir ki , biz insanları birbirlerinden ayıran, birbiri aleyhinde silahlandıran, birbiriyle çatıştıran, amansız bir çıkar karşıtlığı yaratan, bu karşıtlığı gizlemek ya da haklı göstermek için yalana başvuran, bütün insanları yalan,ikiyüzlülük ve kinle yozlaştıran kişisel çıkarlara karşıyız . Biz diyoruz ki : İnsanı,zenginleşmek için bir alet olarak gören toplumlar, insanlığa karşıdır,bize düşmandır. Onun iki yüzlü ve yalancı ahlakını kabul edemeyiz.”
“Bir insan için öldü derken biraz fazla acele ediyoruz gibime geliyor . Dudaklar ölür ama sözler yaşar ve sağ kalanların yüreğinde sonsuza dek yaşayacaktır da!”
“Aşk bazen uçar, bazen yürürmüş; kimininki koşar, kimininki ağır ağır ilerlermiş; bazılarını hafif ısıtır, bazılarını yakarmış; birini yaralar, ötekini öldürürmüş; bir anda tutku yarışını başlatır, aynı anda bitirirmiş; sabah kuşattığı kaleyi akşamına düşürürmüş; çünkü hiçbir kuvvet aşka direnemez.”