-Selaaam, bugün size okurken aşırı keyif aldığım ve kitabın yarısını fosforlu kaleme boğduğum bir eserden bahsedeceğim. Yorumu için çok heyecanlıyım ve hemen başlıyorum.
Öncelikle o çok beğendiğim alıntılarla başlıyorum.
-"Tutucu kişi, yapmak istediği ama yaparsa suçlanacağı davranışları başkalarında gördüğünde onları eleştirerek ya da engelleyerek kendi isteklerini ketlemeye çalışır."
-"Aşırı bağımlı kişi, kendisine yakın insanlara karşı taşıdığı düşmanca duyguların çoğu kez bilincinde değildir. Üstelik bu kişileri sevdiğine de inanır ama aslında sevmeden sevilmek istemektedir."
-Çoğumuzun bildiği ama detaylarına inmekten kaçındığımız bir konu ön plana çıkıyor. Anne-baba ve çocuk. Bulunduğumuz yaştaki davranışlarımızı şekillendiren asıl sebebin bebeklik dönemimizdeki anne ve babamızın bize sunduğu sevgi veya sunamadığı sevgi, kendilerine olan güvensizlikleri, aklımıza gelebilecek her tür olumlu veya olumsuz davranışların olduğunu biliyor muyduk? Engin Geçtan insan olmanın hikayesini tam olarak buradan ele almaya başlamış.
Ardından korkularımız geliyor, neyden korkuyoruz insanlardan mı duygulardan mı? İçimizdeki eksikliğin açığını neden karşıda arıyoruz? Değersizlik duygusunu içimizde o kadar çok büyütmüşüz ki birinin bize değer vermemesi ile tüm karanlık yanımızı ortaya çıkarıyoruz. Kendi varoluşumuzu kabullenememekten karşıya sımsıkı bağlarla bağlanıyoruz. Kusurlarımızı görmekten kaçıyoruz, o kusuru başkasında görünce küçümsüyoruz çünkü biz kendimizi sevmiyoruz. Narsisist ve mazoşist yanlarımızla insanlara tam bir manipületör oluyoruz. Ama neden? Her şey insanın kendini anlamaya, tanımaya, sevgi göstermeye çalışmamasıyla başlıyor. Herkesin bir gün kendini tanıyıp değer verebilmesi umuduyla.
-Engin Geçtan, İnsan Olmak kitabı ile kendimizi anlamamızda bize büyük bir