Konusu
Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı bir aşk... yarım kalan... seneler sonra tekrardan canlanan...
Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri...
Havva'nın Üç Kızı Türkiye ilr Avrupa, din ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikaye anlatıyor.
Yüzyılın en çok tartışılacak konulardan birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen kolay kolay unutamayacağımız bir roman.
Yorumum
Peri Nalbantoğşu, dindar bir anne ve bir o kadar zıt karakterli bir babanın en küçük kızı hatta evin tek kızı. Tanrı'nın varlığına inanma çabasında ama bir o kadar da sorgulayıcı bir kızdır. Peri daha küçük yaşlardayken anne ve babasından dolayı dini sorgulamaya başlar. Bu olay örgüsü de 1980'ler ve 2016 yılları arasında geçer. Peri Oxford'u kazanır ama olacak olaylardan habersizdir. Oxford'a giden Peri'ye orada tanıştığı iki arkadaşı (Şirin ve Mona) eşlik eder. Mona dinine aşık ve sonuna kadar bağlı bir kızdır. Şirin ise tam tersi olarak bir din düşmanı diyebiliriz. Olayın döngüsü Profesör Azur ile tanışmalarıyla başlar. Profesör Azur Oxford'ta öğretim görevlisidir, onun dersini her isteyen öğrenci alamaz. Mona ve Şirin onun öğrencileridir fakat Peri değildir. Peri'nin Profesör Azur'un dersine girmeyi başarmasını anlatarak günümüz ile 1980'ler ve 2016 yılları arasındaki olay örgülerini anlatır. Kitap hakkında çok bir şey söylemeyeceğim ama sonunu beğenmesemde okunmalı diye düşünüyorum. Nedeni sorulursa çoğu şeyi (din, dinsizlik, bekaret, laiklik) içinde barındıran bir kitap. Sisin içindeki bebek mevzusu beni çok etkiledi. Bir de