İnsanlar sakinliğini en İnanılmaz durumlar ve facialarda bile koruyabilirler. Fakat insanların önem verdikleri bir şey yanlış yolda ilerlerse işte hayatları o zaman dibe vurur.
Otobüse biner binmez koltuğunu uyumaya konumlandıran insanları hiçbir zaman anlamamışımdır. Koridor tarafında oturursa anlarım da, cam kenarında olan insan neden hemen uyumak ister ki? Yolu izleyip kaybettiği hayatının farkına varmaktan mı korkar? Yoksa hayatı uyuyarak mı geçirmek istiyordur?
Yaratıcı-insan ilişkisinin dikey konumunda, insan yapıp ettiği her eylemin görüldüğünü ve denetlendiğini bilir. Görülenler; yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler kategorisine tabi tutulur ve kul, "mümin, münafık, günahkar, isyankar" isimlerinden birini alır. Postmodern dünyadaki görme ve görünme; yatay düzlemde, görme ve gösterme mekanizmasını elinde tutan imaj teknikleriyle gerçekleştirilir. Denetleyen-denetlenen ilişkisi tamamen değişir. Bu değerlendirme neticesinde alınan isimler, dini-ahlaki kategori dahilinde değildir artık. Ve görünmek, sadece estetik zevk kategorisinin planlanmasına tabidir. Böylece kişi herkesin gözünü diktiği dairenin içine girerek "in", ya da giremeyerek yani görünürlük ve fark edilirlik sınırının dışına itilerek "out" olur.