Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, insan her zaman yeni dostlar edinir. Papaz okulunda olduğu gibi, insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek, hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
İnsanları yaralamak doğru değil. Zayıfları ezmek de doğru değil; sıkıntıya düşmüş bir insan varsa, yardım eli uzatmak gerekir. Bunların son derece doğal olduğunu söyleyen insanlar var. Fakat gerçekte doğal olmaktan çıkmış durumda. Doğal bulunmadıkları gibi, sebebini soran insanlar bile var. İnsanları neden yaralamamak gerektiğini anlayamayan çok sayıda insan var. O insanlara açıklama yapmak hiç de kolay değil. Mantıklarına uymuyor zira. Fakat kitaplar okunduğunda anlaşılır. Mantığa yaslanarak bir şeyleri anlatmaktan çok daha değerli bir şeyler, insanın dünyada tek başına yaşamadığını anlaması kolayca sağlanır. Bir insanı düşünen yürek ... Bunu öğreten gücün kitapların gücü olduğunu düşünüyorum. Bu güç, birçok insanı cesaretlendirip ayakta tutuyor. Eğer sen unutmak üzereysen, ben sesimi yükselterek söyleyeyim: İnsanı düşünen yürek! İşte bu kitapların gücüdür!