✯Bellisperennis✯

✯Bellisperennis✯
@bookworrmmm
Bir tükürük hakkım olsaydı zalime değil, onun yaptığı zulme sessiz kalan korkakların yüzüne tükürürdüm.CHE ♡ /Sadecemoonlight yoldaşım ♡
Koltuk uğruna kaç hayat feda edilir?
10/10
·368 syf.·
2026 66. kitabı
Öncelikle sözlerime, Hakan Günday ‘a duyduğum hayranlığı dile getirerek başlamak istiyorum. Hatta hayranlığımın da ötesinde, bu kitabıyla birlikte ona adeta âşık oldum diyebilirim. Kendisiyle en yakın zamanda tanışmayı umut ederek incelememe başlıyorum. :) Zamir… Evet, o bir halk kahramanı. Tabii kendisi bunu istiyor mu, orası ayrı bir muamma. İnsanın bir yüzü olmadan halkın yüzü olabilmesini Zamir bize bu eserde çok etkileyici bir şekilde anlatıyor. Yazar, neredeyse tüm dünyanın siyasi meselelerini büyük bir ustalıkla ele almış. Bitmek bilmeyen savaşlar, bu savaşlarda kurban edilen kadınlar ve çocuklar, yıllardır sömürülen insanlar… Zirvedekiler ve yerin dibindekiler… Gözü doymayan koltuk sevdalıları, yalnızca kendini satmakla kalmayıp ülkesini de satan omurgasızlar..Töre uğruna genç yaşta çürütülen bedenler, o küçücük bedenlerin zorla büyütmek zorunda bırakıldığı ceninler… Of… Bunları yazarken yine çok öfkelendim. Bu satırları adeta haykırarak yazıyorum. Ben bütün bunları görüyorum ve eminim ki benim gibi gören daha birçok insan var. Bu haksızlıklara boyun eğmeyip sesini yükseltenler cezaevlerinde; tüm bunları görüp de haykıramayanlar ise evlerinde, soğan ekmeğe talim ederek kaderine razı yaşıyorlar işte.. Bu kitap, sıradan bir kitap değil. Bambaşka bir eser. Okurken yalnızca bir hikâye okumuyor, insanlığın acılarıyla yüzleşiyorsunuz. Benim için adeta bir yaşam kılavuzu niteliğinde idi.Lütfen herkes okusun. Daima sevgiyle kalın:)
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kaçarak acılarımızdan kurtulabilir miyiz?
10/10
·392 syf.·
2026 65. kitabı
Ne okudu benim zeytin karası gözlerim böyle… Oldu mu be kadın Nermin Yıldırım yapılır mı bu bana? :( “Rüyalar anlatılmaz.” diyerek avutulmuş bir çocuğun, gerçek hayatta yaşadığı kâbusları yetişkin olduğunda, yıllarca içine hapsettiği rüyalarından çıkarıp yeniden yaşaması… Ah, o yıkım… Gerçekten mahvetti beni. Kitaptaki birçok karakterin hikâyesi o kadar tanıdıktı ki satırları okurken hiç yabancılık çekmedim. Birbirlerinden kaçarak yaşadıkları bütün kâbusları unutabileceklerini sanan parçalanmış bir aile… Oysa içlerinde taşıdıkları özlem ve sevgi o kadar gerçekti ki. Birbirlerine söylemek isteyip de söyleyemedikleri sözler, sıkı sıkı sarılmak isteyip de sarılamadıkları anlar, verdikleri kayıplar ve yaşadıkları acılar… Okudukça her kelime yüreğime saplandı. Belki de başkahraman şanslıydı; onu anlayan ve her daim yanında olan bir eşe sahipti. Peki ya Müesser? Ya göçüp giden Veysel? Geçmişinin acısını sanki eşi Perihan’dan çıkarırcasına onun kalbini bin parçaya ayıran, gözyaşları içinde bırakan Veysel… Hayatın zorluklarıyla daha küçücük yaşta tanışan, babasız kalan ve kurtuluşu bir erkeğin karısı olmakta arayan Perihan… İnanın okurken hangisine daha çok üzüleceğimi şaşırdım. Bu, Nermin Yıldırım’dan okuduğum dördüncü kitaptı. Fakat içlerinde en çok sarsıldığım, en çok etkilendiğim kitap bu oldu. Benim için tam anlamıyla efsaneydi. Bu kitabı yoldaşım Sadecemoonlight ile birlikte okumak bana ayrı bir mutluluk verdi. Her defasında farklı bir kitapta, farklı satırlarda ama aynı duygularda buluşabilmek benim için tarifsiz bir güzellik. Kitaplar sayesinde kurulan bu dostluğun kıymeti bambaşka. Şimdi sıra onda… Bakalım bu hikâye onun kalbinde nasıl bir iz bıraktı, karakterlerle nasıl bir bağ kurdu? Kitap hakkındaki düşüncelerini merak edenler için inceleme linkini buraya
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,386 okunma
Bazı duvarlar sebepsiz örülmez..
10/10
·96 syf.·
2026 64. kitabı
Rudolf, seni o kadar çok sevdim ki, insanlardan nefret etmene rağmen seni sevmekten vazgeçemedim. Sanırım seni anlayabiliyorum. İnsanlardan neden uzaklaştığını, neden etrafına duvarlar ördüğünü ve bu kitabın adının neden Beton olduğunu anlayabiliyorum. İnsan yaş aldıkça çevresindeki samimiyetsiz ve çıkarcı insanları daha net görmeye başlıyor. Bunun sonucunda da farkında olmadan kendine duvarlar örüyor. Ne gariptir ki bazen bu duvarların tuğlalarını en yakınlarımız koyuyor. Tıpkı Rudolf’un ablası gibi… Her fırsatta kardeşini aşağı çeken, yaptığı hiçbir şeyden memnun olmayan ve bunu alay konusu hâline getiren bir abla. Oysa kardeşlik böyle olmamalıydı. Kardeşlik, en zor zamanlarda yanında olmak değil miydi? Mutlu anlarında sevincini paylaşmak değil miydi? Yeni bir işe başladığında cesaret vermek, destek olmak değil miydi? Kitap boyunca Rudolf’un insanlara karşı ördüğü duvarlara değil, o duvarları örmek zorunda bırakılmasına öfkelendim. Çünkü kimse sebepsiz yere insanlardan uzaklaşmaz. Kimse durup dururken kalbinin etrafına beton dökmez. İnsanları kendinden uzaklaştıran şey çoğu zaman nefret değil, tekrar tekrar hayal kırıklığına uğramaktır. Bazen insan, kalbini taşa çevirdiği için değil; daha fazla kırılmamak için etrafına beton duvarlar örer. Bu kitap tam olarak bana bunu hissettirdi .. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın :)
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,405 okunma
Kimsenin tutmadığı eli, kitaplar asla bırakmaz..
10/10
·280 syf.·
2026 63. kitabı
Bir kitabın daha sonunda yine sizlerle birlikteyim. Bu kez mütevazı olamayacağım; zaten bunun nedenini kitabı okuyanlar çok iyi anlayacaktır. Yazar, bunu karakteri üzerinden oldukça etkileyici bir şekilde göstermiş. Çünkü bu kitap, kadınların gücünü anlatıyor. Kadınlar kolay kolay sarsılmaz. Büyük acılar yaşarlar, ağır yükler taşırlar; ama tüm bunlara rağmen hayata dimdik tutunup yürümeye devam ederler. Tıpkı Aaliya gibi… Karakterimizin acıları daha çocukluk yıllarında başlar. Küçük yaşta babasını kaybeder; üvey bir baba, üvey kardeşler ve kendisini görmezden gelen bir anneyle yaşamaya çalışır. Annesi tarafından adeta gözden çıkarılır, henüz çok küçük yaşta evlendirilir. Bu evlilik ise iktidarsız kocasının onu terk etmesiyle son bulur. Aaliya, Lübnan’da doğup büyümüştür. Beyrut’un katı kurallarına rağmen hayatı kendi doğrularıyla yaşamaktan vazgeçmez.Yahudiler tarafından tepelerine yağan bombalara, savaşın gölgesine ve tüm zorluklara rağmen ayakta kalmayı başarır. Üstelik bu savaşlara karşı en güçlü silahı kitaplardır. Kitaplarla baş başa kaldığında hiçbir bomba ona ulaşamaz, hiçbir savaş ruhuna dokunamaz. Bu kitap, yalnızca bir kadının hikâyesini anlatmıyor. Aynı zamanda bir kadının nasıl yaşayan bir ansiklopediye dönüştüğünü, kitapların insan hayatını nasıl şekillendirebildiğini ve insanın yalnızlığıyla nasıl dost olabileceğini de anlatıyor. Kısacası, Aaliya’nın hikâyesi; direncin, bilginin ve özgürlüğün hikâyesi. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın :)
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021491 okunma
İnsanlara yaşadığın hayatla ne anlattın?
9/10
·212 syf.·
2026 62. kitabı
Öncelikle, çok kıymet verdiğim arkadaşım Alper Turgay kaleminden çıkan bu kitabı, burada değer verdiğim iki güzel arkadaşımla birlikte okumak benim için ayrı bir mutluluk oldu. Bu yolculukta bana eşlik ettiğiniz için hepinize yürekten teşekkür ederim. Araf bence sadece Ercan’ın hikâyesi değildi. Sayfalar ilerledikçe fark ettim ki o satırlarda biraz Ercan, biraz ben, biraz sen, biraz da hepimiz vardı. Çünkü insan, bir hikâyeyi okurken bazen karakterleri değil, kendini buluyor. Kitap boyunca Ercan’ın yaşadıklarını okurken aslında hepimize yöneltilen tek bir soru vardı: “İnsanlara yaşadığın hayatla ne anlattın?” Kitabı kapattığımda uzun süre bu sorunun cevabını düşündüm. Hayatım boyunca beni eleştirenler oldu. Bazen en yakınımdakiler, bazen dost bildiklerim, bazen de beni hiç tanımayan insanlar… Yargılandığım, yanlış anlaşıldığım, yok sayıldığım ve kırıldığım zamanlar oldu. Ama dönüp baktığımda onlara cevabımı kelimelerle değil, yaşadığım hayatla verdiğimi gördüm. Bazen sessiz kalarak, bazen düştüğüm yerden yeniden ayağa kalkarak, bazen de içimde kopan fırtınalara rağmen gülümsemeyi başararak… Kitabın ilk sayfalarında belki siz de Ercan’a kızacaksınız. Onu yargılayacak, yaptığı seçimleri sorgulayacak, hatta bazı anlarda ona öfkeleneceksiniz. Çünkü uzaktan bakınca her şey çok nettir. Başkasının hayatında hata görmek kolaydır. Ama son sayfaya geldiğinizde işler değişiyor. Çünkü kitabın kapağını kapattığınız an, Ercan’ı değil, kendinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Aynanın karşısına geçip kendi yaralarınızla, kendi düşüşlerinizle ve kendi sessizliklerinizle yüzleşiyorsunuz. İşte o zaman anlıyorsunuz ki hayat, dışarıdan göründüğü kadar basit değil. Kitabın son bölümündeki şu satırlar uzun süre zihnimde yankılandı: “Henüz yaralanmamış insanların yaralanana söyleyecek
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202614 okunma