Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras'ı
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, gardaşım sattı beni
Dönüp de bir seslendim paşasına, erine,
Bizi siz vursaydınız, șu Moskof'un yerine.
Serenad;1942 struma olayı ve 1945 Boraltan faciasının,bürokrasinin ve kirli iktidar basiretsizliğinin insanların canına nasıl mâl olduğunu anlatıyor.Her iki olayda da bir aşk hikayesi yer alıyor.Bunlar gerçek veya değil.Ama burda yazarın hayal gücünün ve senaryosunun gerçekleşmiş olma ihtimali de göz ardı edemeyiz.Zaten yazarlık kesin olarak bilinmeyen olayların ve anlatıların,olmuş olması muhtemel senaryoları okurlara ustaca sunması değil midir ?
Livaneli’yle tanışma kitabımdı ve oldukça akıcı,hüzünlü,çaresizliği tüm yüreğime işleten bir roman olsa da zaman zaman tebessüm ettirmeyi de başardı diyebilirim.Ve son olarak bağnaz bir toplumda yaşadığımızı hatırlatan bir başyapıt.Keyifli okumalar.
Boraltan bir körpüdür, aşar keçər Arazı,
Yusan Araz suyuyla, getməz üzün qarası.
Düşmən gözlər qarşıda, önünə qatdı məni,
Can alınan bazarda qardaşım satdı məni.
Dönüb səsləndim geri, mərhəmətsiz birinə,
Məni siz vursaydınız bu kafirin yerinə...
Altın Işık dergisinin 2. sayısında Muharrem Ergin, Türklük için en büyük tehlike olan Sovyetler Birliği’ne karşı ancak büyük bir orduyla karşı koyulabileceğini, bunun için de yüksek bir nüfusa sahip