Sınır durumda bir hastayla mı çalışıyoruz? Şu "yüksek borderline" denen tiple mi? Galiba evet. Tabii ya, beni zayıf bu adamın. Geçici bir süre için de olsa nasıl ilksel ve arkaik duygu ve düşünceler doldurmuş adamın zihnini. Ama hayır, tam tersine. Bu adamın müthiç güçlü bir beni var. Fobik takıntılarıyla baş etmek için nasıl bir psikotik gerilemeye izin vermiş kendinde. Kişiliğinin kendi ilkel katmanlarıyla "dağılma endişesi" taşımadan nasıl da ilişkiye girmiş. Oturup kendindeki psikotik nüveyi ikna etmiş bu adam. Üstelik hemen hemen hiçbir toplumsal açık vermeden. Yaratıcı gerileme denebilir olsa olsa buna, benin kontrolünde yaşanmış bir gerileme. Yahu bu adam ne Faust'lar, ne Hamlet'ler çıkarırdı insan ruhunun efsanelerle dolu karanlıklarından! Yok, aslında kendi trajedisinden başka bir şey çıkaramazdı oradan.
Kafamız karışıyor. Bu adamın beni çok mu zayıf yoksa tam tersine çok mu güçlü? Bir kere iman sahibi bir müslüman olabilseydi diye düşünüyorum, aklı izin verseydi buna, böyle bir psikotik sınırda gerileme yaşamadan da atlatabilirdi depresyonunu. Kişiliğinin derin katmanlarıyla daha çatışmasız bir ilişkiye girerdi. Sonra güvendiği bir şeyhle konuşurdu, ruhu yatışırdı belki. Neden olmasın? Yok hayır, tam tersine, aklı koruyor bu adamı psikozdan. Yoksa kendini pekâlâ mistik hezeyanlara kaptırabilirdi. Kafam karıştı yine. Nasıl bir adam bu böyle. Deli. Yo, çok akıllı. Her durumda da zavallı.
Terapimize geri dönüyoruz. Şimdi önümüzde şöyle bir görev var. İntihar eden asker karşısındaki öfkesini, husumetini tanımalı ki vicdanın, suçluluk duygularının, öç alınma korkularının kendi saldırganlığından türediğini görebilsin. Evet çok iyi anlıyor. Asker, terhisine yaklaşan günlerde girmişti hayatına. İyi bir askerlik dönemi geçirmişti aslında. İyi bir komutandı;
Sayfa 65 - Metis Yayınları, Dördüncü Basım: Kasım 2018, Bir Ses Gelseydi Eğer