7/10
·526 syf.··
Beğendi
·
2026 125. kitabı
𝗧𝗲𝗻𝗶𝗺𝗶𝗻 𝗔𝗹𝘁ı𝗻𝗱𝗮 𝙷𝚎𝚛 𝚜̧𝚎𝚢 𝚋𝚒𝚛 𝚋𝚊𝚔ı𝚜̧𝚕𝚊 𝚋𝚊𝚜̧𝚕𝚊𝚍ı. Herkese Merhabalar. Bugün sizlere yepyeni bir kitap ile geldim. Yazarımızın kalemini ve hayal gücünü sevdim. Ehh zaman zaman da devrelerim ile oynadı diyebilirim. Hayal mi? Gerçek mi? Ne oldu nasıl oldu derken kitabın son sayfasını kapadığımda ise vay canına ben ne okudum dedim. Yazarımızın basılı ilk eseri yazdıkça gelişecek daha daha üstüne katacak bir kalem olduğu o kadar belli ki okurken bunu anlıyorsunuz. Yetişkin okurlar için olduğunu da söylemeden geçmek istemem. Tabi yetişkin okur diye söylenince akla ilk gelen cinsellik ve smut sahneler olabilir ama öyle değil. Tamam cinsellik de var ama daha çok yaşananlar olarak yetişkin okurlara yönelik diyebilirim. Eliz ve Rüzgar ile tanışın. Eliz ailesinden ayrı kalmak için uzak şehire üniversiteye giden genç bir kadındır. Yıllar önce Eliz'de Borderline Kişilik Bozukluğu teşhis edilmiştir. Burada daha sosyal olacak, arkadaş ortamları yapacak ve özgür olacaktır. Ama istedikleri de zor olacak gibidir. Kaldığı apartmanın bahçesinde olan okuldan dönerken ordaki salıncakta sallanmak en sevdiği şey olur. Terk edilmiş gibi olan bu evin bir gece bahçe kapısı açılır. Perde arkasından da olsa ambulans ile gelen o çocugun gözleri ile gözleri kesişir. İşte Rüzgar ile böyle tanışır. Rüzgar küçük yaşta travmalar yaşamış genç bir adamdır. Ama ne travma okurken resmen kanım dondu benim. Ahh be Rüzgarcığım ahhh. O akşam ise kaldığı akıl hastanesinden taburcu olmuştur.
Tenimin AltındaDilara Erünsal · Kaktüs Sanat Yayınları · 202520 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 00:59
Bu kitap, kadınların “deliliği”ne dair bildiğimiz pek çok şeyi yeniden düşünmeye zorlayan, oldukça kapsamlı ve sarsıcı bir çalışma. Ussher, en başta şu temel soruyu ortaya koyuyor: Kadınlar gerçekten daha fazla “akıl hastalığı” mı yaşıyor, yoksa bu şekilde tanımlanma ve etiketlenme ihtimalleri mi daha yüksek? İlk bölümde, “kadın deliliği”nin tarihsel ve söylemsel olarak nasıl inşa edildiğini tartışıyor. Özellikle Michel Foucault’dan hareketle, psikiyatrik bilginin yalnızca gerçekliği yansıtan nötr bir alan olmadığını; aksine “normal” ve “anormal” sınırlarını çizerek belirli özne konumları (örneğin “deli kadın”) yarattığını ileri sürüyor. Bu çerçevede DSM gibi tanı sistemleri sadece hastalıkları tanımlamakla kalmıyor, aynı zamanda onları kuruyor ve meşrulaştırıyor. İkinci bölüm, histeriden depresyona uzanan tarihsel dönüşümü inceliyor. “Histeri”nin kökeninin rahme dayandırılması, “dolaşan rahim” gibi açıklamalar ve kadın bedeninin doğrudan patolojinin kaynağı olarak görülmesi, oldukça çarpıcı örneklerle ele alınıyor. 19. yüzyılda kadınların “itaatsizlik”, “duygusallık” ya da cinsel davranışları nedeniyle akıl hastası ilan edilmesi; hatta klitoridektomi gibi müdahalelerin “tedavi” olarak uygulanması, bu sürecin ne kadar derin bir kontrol mekanizması içerdiğini gösteriyor. Ussher, günümüzde histerinin yerini büyük ölçüde depresyonun aldığını, ancak bu değişimin kadınların deneyiminden çok, bu deneyimlerin nasıl adlandırıldığıyla ilgili olabileceğini öne sürüyor. Üçüncü bölümde ise modern psikiyatrik tanılara odaklanıyor. Özellikle borderline ve histrionic kişilik bozukluğu gibi tanıların, “aşırı duygusal”, “zor”, “öfkeli” ya da “bağımlı” kadın davranışlarını patolojikleştirme riski taşıdığı tartışılıyor. Burada önemli bir çelişki ortaya çıkıyor: Kadınlar hem “fazla
The Madness of WomenJane M. Ussher · Routledge · 20111 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 22:14
İhmalkarlıkların elinden tuttuğu bir kız çocuğunun aslında büyüyemesini oldukça yalın bir dille anlatıyor yazar. Zorba ve belki de borderline bir babadan, sadece kendi hayatını önemseyen ve sorumluluk sahibi olmayan, anne olmanın aksine kızıymış gibi davranan bir anne.. Bunlarla birlikte sağlıklı bir ilişki; hatta bırakın sağlıklı ilişkiyi mutlu bir hayat mümkün mü ? Bunları sorguluyorsunuz. Karakterimiz Neve’nin kendine yaptığı değersizleştirme dışında ilk aşk diye nitelediği, evlendiği Edwyn’in ona uyguladığı sistematik zorbalık, hissizleştirme, manipülasyon ve daha bir sürü korkunç davranış karşısında Neve’nin özür dilemesi.. Bu kitapla ödül almış olması biraz şaşırtıcı maalesef, güzel fakat ödüllük mü emin değilim. Kitaptaki diyaloglar o kadar gerçekçi ki bu cümleleri ben de söyledim ya da bana da söylendi hatta şu mekanda şu tarihte diyebildim. Sanırım o yüzden beni çok rahatsız etti. Değersizlik hissettim karakterde, birisi gerçekten sarılmamış ona sanki.. Gerçekten öpmemiş, önemsememiş o da buna kendini layık görmüş gibi. “ kişinin hayatının korkunç ölçüde hassas bir kararlılık gerektirdiği düşünüldüğünde, öyle değil mi ama? Hakikaten, sorunun kalbine ulaşmak için. Kalkarsın ve rüyaların beynin ortasındaki bir boşlukta dağılıverir. Eviyenin başında, sokakta zihnine başka gölgelerde oluşur: hiçbir şeyi çözüp anlamanı istemeyen dolgun zorbalardır bunlar ve her yerdedirler.”
İlk AşkGwendoline Riley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025243 okunma
10/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2025 404. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 00:00
"DÜĞÜM" "Hayat, bir nefes sonra sana ne vereceğini tasarlarken, sen kendi planlarına boğulmuş, zaten gerçekleşecek olanı kabul etmeyerek etrafa bağırmakla, saldırmakla, ömür tüketiyorsun. Boşuna bir uğraş, boşuna bir çaba, boşuna harcanan enerji ve sonunda vazgeçiş, kabulleniş." Hayat bazen öyle bir düğüm atar ki… Ne kördür ne de görünmez. Tam aksine, öylece karşımızda durur. Büyür, beslenir, karmaşıklaşır; ama kimse çözmeye yanaşmaz. Belki de en tehlikelisi budur: çözülmeyen düğümlerin, insanın boğazına sessizce çöreklenmesi. Bazen bir kitap sadece bir kurgu değildir; hayatın en ağır gerçeklerini, en zor vedalarını satırlara taşır. Okurken boğazınıza oturan, kalbinizi sıkıştıran ve “insan en çok kime, nasıl veda eder?” sorusunu düşündüren bir hikâye. Toprak, geçirdiği kaza sonrası yoğun bakımda makinelere bağlı yaşamaktadır. Anne ve babası her gün o dıt dıt seslerinde bile teselli bulur; çünkü bu ses, oğullarının hâlâ nefes aldığına işarettir. Aile, umutla korku arasında günlerini tüketirken, ikizi Doğa kardeşinin yanında bir an bile eksik olmaz. Ama bir gün… Annesi Kıymet Hanım hastanede yokken Doğa, hayatının en ağır kararını verir: Toprak’ın fişini çeker. Onu acılarından kurtardığını düşünür ama aslında kendi ruhunu çok daha büyük bir yükün altına sokar. Kardeşinin ölümünden sonra Doğa, valizini alır ve otobüs garına gider. Bir yanı eksiktir artık; çünkü Toprak yoktur. Ama işte tam o sırada Toprak karşısına çıkar… Onunla konuşur, yürür, sanki hiç ölmemiş gibidir. Doğa’nın aklı karışır: Gerçek midir, hayal midir? Anne Kıymet Hanım, oğlunun ölüm haberini alınca kalp krizi geçirir. Kendine geldiğinde ise Doğa’nın kaybolduğunu öğrenirler. Doğa telefon açtığında yalnız kalmak istediğini söyler. Ama Toprak, zaman zaman yine yanında belirir… Doğa’nın hayatında bir sır
Edebiyat
DüğümŞule Sarpkaya İrez · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202251 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 54. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 00:46
ᴀꜱᴋ ᴠᴇ ʜᴜᴢᴜʀ ℐ𝓁𝒾𝓈𝓀𝒾𝓁𝑒𝓇𝒹𝑒 𝒹𝑒𝓃𝑔𝑒𝓎𝒾 𝒷𝓊𝓁𝓂𝒶 𝓇𝑒𝒽𝒷𝑒𝓇𝒾 Bugün sizlere ilişkilerinizi sağlam temellere oturtabilmenizi sağlayacak güzel bir kitap önerisiyle geldim. Kitabı okurken not ettiğim çok fazla nokta oldu, sizlerin de istifade edebilmesi için kısa alıntılar şeklinde paylaşacağım. Kişiler bazen mükemmel partneri aradığı için yalnız kalırlar çünkü kafasındaki ideal partnere harfi harfine uyan birini bekleyen insan büyük ihtimalle hayal kırıklığına uğrayacaktır. Birincisi; mükemmellik sanal bir havuçtur, yani kimse mükemmel olamaz. İkincisi; kafasındaki mükemmel ruh eşini arayan kişi bulduğu mükemmel olmayan partnerlerin orasını burasını çekiştirerek onu istediği partnere dönüştürmeye çalışır. Bu durum karşıdaki kişi için katlanılmaz hale gelince de ilişki biter. Eğer ki bitmeyen yaslarınız varsa o yastığı tutun bu geçmişteki odaya girin o yasınızı akıtın. Daha sonra o odanızı yeni gelecek misafiriniz için bir güzel süsleyin. Kimse geçmişin kokusu sinmiş bir odaya girmek istemez. Batık beden psikolojisi güzel bir örnekle anlatmak gerekirse; bir ilişkiye belli bir yatırım yapmışsınız zaman, sevgi, emek ve para gibi. Belli bir noktaya geldikten sonra o ilişkiden geri dönemiyorsunuz çünkü bu ana gelesiye kadar yaptığınız yatırıma kıyamıyorsunuz. Bunca yıldır verdiğim emek boşuna mı diye kendinize soruyorsunuz geri dönerseniz yıllarca yaptığınız yatırımın boşa gideceği düşüncesiyle ilişkinizi bitiremiyor , ayrılıktan kaçıyorsunuz .İşte bu batık bedel psikolojisi ile bu ilişkiyi sürdürdüğünüz anlamına geliyor. Narsistle ilişki: Kendi çıkarlarını başkaları için kullanır. Özel bir ilgi ve muameleyi hak ettiğine inanır. Empati yapmaz, başkalarının duygularını ve ihtiyaçlarını anlamak istemez. 🫟 Can çekişen ilişkiler var bir de. Nasıl bazı insanlar yaş alırken, saha
Aşk ve HuzurAslıhan Dönmez · Doğan Novus Yayıncılık · 202515 okunma
7/10
·144 syf.·
2025 223. kitabı
Kitap önce ismiyle dikkatimi çekti ve beni okumaya iten ilk şey de tam olarak buydu: “Ölmek istiyorum ama Tteokbokkie de yemek istiyorum.” Çarpıcıydı. İçeriği ise adı kadar güçlü değildi bence. Yazarın amacı belli: “Benim gibi insanlar yalnız değil” mesajını vermek. Bu yerden baktığımda kitabın değeri yadsınamaz. Kimi yerlerde yazarın düşünce biçimi bana çok denk düştü onun terapi koltuğunda anlattığı kimi şeyler benim zihnimin işleyişine yakındı ama kimileri de çok uzaktı. O yüzden hem “evet ya” dediğim hem de “bu hiç benlik değil" dediğim yerler oldu. Psikolojik danışman olarak terapi içeriklerine ayrıca dikkat ettim. Bu konuya girmeden sürekli "Ben, Psikiyatrist..." diye kısımladı okumak çok sıkıcıydı belirtmek isterim. Sürekli bunu belirtmeden de konuşanları anlıyorduk zaten. Kitap, yazarın kendi psikiyatristiyle yaptığı seansların ses kayıtlarından derlenmiş. Bu çok ilginç bir tercih, çünkü hem danışanın hem psikiyatristin sesleri yankılanıyor metin boyunca. Ve psikiyatriste bahsetmeden ses kayıtlarını almaya başlayan yazar. Bu konu mesela terapi sürecinde çok ilginç geldi bana. O mükemmeliyetçi yapının bu düzey olması üzerine daha fazla çalışılabilirdi (belki çalışılmıştır). Psikiyatristin tepkileri bazı anlarda beni düşündürdü. Oldukça bilişsel davranışçı bir yaklaşım sergilediğini görmek mümkün: sık sık açıklamalar yapıyor, çarpıtmaları düzeltiyor ve hatırlatıyor, hatta bazen danışan istemese de bilgi vermeye devam ediyor. Bu yaklaşım tarzı bana pek yakın gelmedi -ki ben BDT odaklı çalışmadığım ve bu ekolü kendime yakın görmediğim için yer yer bunu hissetmem normal. Bazı yerlerde ise terapi süreci mekanikleşmiş gibiydi. Danışanın duygusundan kopup bir açıklama düzlemine geçildiği anlar vardı. Bu belki hiç terapiye gitmemiş biri için bilgilendirici olabilir
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma