Dort kisilik Bir aile; Anne, Baba ve ikiz kardeşler..
Acı bir kayıp...
Toprak ve Doğa birbirine düşkün ikizler, atılan her adım birlikte, bir gün gidilen bir kayak merkezinde Toprağın başına gelen talihsiz kaza, onu hayattan koparıyor ve 7 aylık bir süreç makinelera bağlı yasayan bir evlat, bir kardeş
Ailenin diğer bireyleri yaşıyor mu? ki..
Yaşıyor gibi gözüken bir yaşam mücadelesi içindeler...
Düğüm, bir kaybın ardından yaşananları anlatırken, acının sadece kalpte değil hafızada iz bıraktığını gösteren bir roman.
Toprak’ın yokluğu bu aileyi tek bir yerden değil, her birini başka başka yerlerden yaralıyor. Aynı evin içinde, aynı yasın etrafında dönüp duran insanlar; birbirine dokunamadan yaşamayı öğrenmeye çalışıyor.
Doğa; bu hikâyede sadece yas tutan biri değil. Onun acısı, hatırlamakla unutmak arasında sıkışmış bir yerde duruyor. Bazı anlar vardır ya, insanın zihni kendini korumak için susar… Doğa’nın yaşadığı da tam olarak böyle bir savunma hâli. Bu yüzden ailesinden uzaklaşıyor, ve kendinden de.
Kıymet hanim; Anne olmanın verdiği içgüdüyle evladına tutunmak isterken, bir yandan da öfkesine engel olamıyor. Sevgisiyle suçluluğu, özlemiyle kırgınlığı aynı anda taşıyor. Ne Doğa’ya yaklaşabiliyor ne de ondan vazgeçebiliyor.
Kemal Bey; Baba ise her şey dağılmasın diye ayakta duran kişi. Sessizce toparlayan, susarak güçlü kalan… Ama en çok desteğe ihtiyacı olan da obence.. Yasını yaşayamayan, yas tutmaya bile vakti olmayan bir baba portresi çiziyor.
Bu hikayede Söylenmeyenler, görünenin ötesinde yaşananlar var.
Ve evet…
Her şey bir düğüm.
Çözülemeyen, koparılamayan; sadece varlığıyla can acıtan bir düğüm.
Düğüm, yasın insanı nasıl bölebileceğini, ama aynı zamanda ona tutunma yolları da aradığını anlatan; sessiz, bir hikayeydi..
Her karakter beni ayrı etkiledi, her