"N HARFİ"
"Bitmedi ki... Daha söyleyeceklerim, çekincelerim vardı. Endişelerim, korkularım... Hepsini, hepsini anlatsam, bir oh çeksem... Bitse gitse... Şu beynimi şuracıkta bıraksam, bomboş kalkıp gitsem. Fütursuzca gülsem, çalışsam. Bir konsere gitsem mesela, bağıra çağıra şarkı söylesem. Bir sigara yaksam, içsem sarhoş olsam, bıraksam kendimi yarınlar yokmusçasına."
Bazen bir ses olup dalga dalga yayılırsınız. Bazen sadece bir harf. Kendi başınıza anlamsız ama bir kelimenin içinde bir anda vazgeçilmez oluverirsiniz. Tıpkı "onlar"daki o küçük "n" gibi.
Hiç düşündük mü, "olar" da gayet yeterli olabilirdi aslında. Dili sadeleştiren, köklerine döndürmek isteyenler haklı belki de. Ama ben, o sızıntı ses, o kaynaktan uzaklaşmış ünsüz, bir geçişin köprüsü olarak girdim araya. "Onun" derken büründüğüm bu ses, sahiplikten çoğulluğa uzanan yolda bir durak oldu.
"Olar" mı? Sade, temiz, ilkel bir ihtiyacı karşılardı kuşkusuz. Ama insan dediğiniz varlık, dilini de karmaşıklaştırmak, seslerle oynamak, ayrıntılar yaratmak üzerine kurmadı mı medeniyetini? İşte ben de o ayrıntılardan biriyim. Gereksizmiş gibi görünen, ama yerleşip kök saldığında bir daha çıkarılamayan bir fazlalık.
Bazı kitaplar vardır, sadece okumazsınız; onları yaşarsınız. "N Harfi" böyle bir eser. Elimize aldığımızda bir hikâyeye değil, bir insanın iç dünyasına açılan kapıya dokunduğumuzu hissediyoruz.
Deniz... İsmi gibi görünse de aslında içinde fırtınalar koparan bir adam. Çocukluğundan beri biriktirdiği kırıklar, sessizce büyüttüğü acılar ve her şey için "sebebi benim" demeye şartlanmış bir kalp. Dışarıdan bakıldığında sakin, belki biraz mesafeli biri. Ama satırlar ilerledikçe, bu sessizliğin aslında bir uğultuyu örttüğünü anlıyoruz.
Ve Canan... Deniz'in karanlığında açılan ince bir pencere. Onun varlığıyla