BKB -3 (Geçersiz Kılıcı Çevre)
...Geçersiz kılıcı çevrenin tanımı çocuğun verdiği tepkilerin... yanlış, önemsizmiş gibi değerlendirildiği çevrelerdir. Çocuk taze fasulye sevmediğini söyler. "Hayır seviyorsun. Herkes fasulye sever." Çocuk 98 alır "Neden 100 almadın. İstersen alırdın" Çocuk aç olduğunu söyler " Aç değilsin, az önce yedin.." ....Aç olma örneğinde olduğu gibi çocuk açlık hissediyor, tükürük salgılıyor ancak kendindek büyük biri onun aç olmadığını söylüyor. Çocuk bir süre sonra açlıkla ilgili kendi deneyimlerine güvenmemeye başlayacaktır... Yeme bozukluklarının bundan çok daha karmaşık olduğu düşünülse de açlığı çevreleyen bu tür bir geçersiz kılma yeme bozukluğuna yol açabilecek faktörlerden biridir...
Sayfa 68
şizoid bir beyefendi, bence herkese tanıdık gelmiştir..
George evliliği hakkında şunları söyledi: "Ben bir miktar uzaklık istiyordum, Ann (eşi) ise yakınlığa ihtiyaç duyuyordu. Yakınlık bana kendimi güvensiz hissettiriyordu bu yüzden uzaklaşma ihtiyacı içine giriyordum. Ayrıca Ann de bana uzaklığın, kendisini güvensiz hissettirdiğini söylüyor ve bana yapışıyordu. (Bunun şizoid ve borderline hastalar arasındaki birbirinden farklı, ilişkilere dair çatışmaların tek cümlelik çok güzel bir tanımı olduğunu düşünüyorum.) Bu ilişki kalıplarının üzerine düşünürken hasta şöyle bir yorum yaptı: "Şurası bir gerçek ki aradaki bağı koparmak çok güç. Bir yandan bir bağ, bir aile istediğimi hissediyorum. Ancak bu her zaman kendimi boğuluyor gibi hissetmeme sebep oluyor. Sanki buna tamamen teslim olmak durumundaymış gibi hissediyorum. Kendimi tuzağa düşmüş hissediyorum. Öte yandan, kendi başıma olduğumda bu kötü duyguların hiçbiri olmuyor. Ama bir bağım olmadığında ise kendimi değersiz ve işlevsiz hissediyorum. Sanırım benim ikilemim bir yandan bir bağ kurmak için derin bir ihtiyaç hissederken diğer yandan ayrı olmak ve gizliliğe de aynı derecede derin bir ihtiyaç duymam." Hasta bu temaları hayatı boyunca hissetmişti. "İnsanlara bağlanma konusunda her zaman sorunlar yaşadım. Ama eşyalara değil." İş yaşamında her zaman çok başarılı ve oldukça bağımsız biri olmuştu. İşindeki veya öğrencilik yaşamındaki sorumluluk ve yükümlülükleri onun için hiçbir zaman sorun olmamıştı. İhtiyaç duyduğunda kendini hiç de güvensiz hissetmeden bağlanabiliyordu. Ama "birçok ilişkide bir miktar uzaklık istiyordu."
Sayfa 342·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Psikanalitik çalışmalar sırasında analist-analizan ilişkisinde ortaya çıkan ve özellikle aktarım psikozu olarak tanımlanabilecek bazi beklenmedik durumlar, psikanalistleri bu kişilerin kişilik yapılarının daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiği noktasına götürmüştür. ABD'de Otto Kernberg'in çalışmaları ile ön plana çıkan sınır patolojilerin konumuz açısından önemi, sınırda (borderline) yapıların tanımı ile ergenliğin tanımı arasındaki yakınlıktır. Klinik olarak birçok sınırda erişkin büyümemiş ergen görünümü verirler ve ergenlere özgü tutum ve davranışlarda bulunurlar. Psikodinamik açıdan ele alındığında da ergenler ve sınırda erişkinler arasında birçok benzerlik vardır. Benlik her ikisinde de zayıflamıştır ve kaygı ön plandadır. Benlik ergenlikte, artan dürtüsel baskılar karşısında zayıflar. Sınırda erişkinde ise dürtüsel doyumsuzluğun yarattığı yoksunluk ve ölüm dürtüsünün ortaya çıkması benliği zayıflatır. Buna karşılık üstbenlik gereğinden fazla güçlüdür. Aynı şekilde her ikisinde de benzer savunma düzenekleri ortaya çıkar: Ayırma (spliting) gibi arkaik savunma düzeneklerinin yanı sıra yansıtma, idealleştirme, yansıtmalı özdeşleşme, tümgüçlülük ve yadsımaya başvurulur. Bir başka ortak nokta, her ikisinde de narsisistik zayıflığın söz konusu olmasıdır. Ergenlikte bunun nedeni beden imgesinin zorunlu olarak değişmesi ve çocuksu nesnelerden vazgeçmenin yasıdır. Sınırda kişilikte ise ayırma ve yansıtma düzeneklerinin aşırı kullanımı narsisistik zayıflığa yol açar.
Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı