Puan vermedi·360 syf.··
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 01:53
Bu kitap sıradan bir psikoloji metni değil. “Senden Nefret Ediyorum Ne Olur Beni Terk Etme” aslında bir çığlığın sayfalara dökülmüş hâli. Cem Keçe burada yalnızca borderline bir karakteri çözümlemiyor; aynı zamanda modern çağın ‘terk edilme korkusuna saplanmış’ insan profilini gözler önüne seriyor. *Bu kitap bir teşhis kitabı değil, aynaya tutulmuş bir dürüstlük savaşıdır.* Azra’nın öyküsü bir danışan anlatısı gibi görünür ama aslında hepimizin içinde bastırdığı, görmezden geldiği yanlarımızın fısıltısıdır. Kitabın en güçlü tarafı da burada: Okurken kendinden kaçamazsın. Çünkü borderline tanımı, sadece klinik bir kategori değil; sevmenin sınırlarını kaybetmiş, duygularıyla savaşan herkesin gölgesidir. Cem Keçe’nin kalemi sadece psikolojik bilgi aktarmıyor; seni rahatsız ediyor, yüzleştiriyor, hatta kimi zaman kendinden tiksindirecek kadar derine iniyor. Ve işte tam da bu yüzden güçlü: Çünkü bu kitap “anlamak” isteyenlere değil, “anlamaktan korkmayanlara” hitap ediyor. Ve yazar? Cem Keçe aslında okuyucusunun terapisti değil, suç ortağı. Diyor ki: “Sen de bazen delirdin. Sen de çok sevdin, sen de yok ettin. Ama hâlâ iyileşebilirsin.”
İnceleme
Senden Nefret Ediyorum Ne Olur Beni Terk EtmeCem Keçe · Pusula Yayınları · 2013101 okunma
Zehra'nın Sevgisi
Puan vermedi·208 syf.··
2024 104. kitabı
Zehra isminin kelime anlamı çiçek ve kitabın kapağında bir çiçeğin etrafındaki yılan ise başkarakterimiz Zehra'nın yıkıcı kıskançlığını ve nefretini betimlemekte. Tüccar bir babanın kızın olan Zehra annesini kaybettiğinden beri sinir hastalığıyla mücadele etmektedir. Burada hastalığın tam bir tanımı yok lakin bir psikolog olarak Zehra'nın Borderline (sınırda) kişilik bozukluğuna sahip olduğu söylemem yerinde bir tespit olacaktır. Öyle ki babasının yanında çalışan aşkperest Suphi ile evlenir. Babası kızının bu hali yüzünden damadını üzeceğini düşünürken tam tersi olur. Hayatı boyunca hiç kimseyi sevmemiş olan Suphi Zehra'ya âşık olduğunu zannederken evlerine gelen cariye Sırrıcemal ile karısı gözünde büsbütün kötü bir kimliğe bürünür. Çünkü aşırı kıskançlığı onu bu cariye itmiştir. Zehra kocasını çok sevdiği için çektiği acılara rağmen boşanmayı düşünmez ve tek düşmanı cariyedir. Peki cariye nasıl bir kişi diye soracak olursanız, o da bir cariye olmasına karşın tam bir narsistir. Neden olmasına karşın diyorum çünkü bu tarz kibir ve şımarıklığın bir kölede olması düşük bir ihtimal. Ama yinede güzel kurgulanmış. Zehra aldatılmayı ve ikinci kadın olmayı kaldırabilirken Sırrıcemal kaldıramaz. Evvela Suphi'nin Zehra'dan ayrılmasını sağlar, ardından evinin hanımı olur. Bu iki kadının çekişmesi ister istemez üçüncü bir kadının ortaya çıkmasına sebep olur. Cariyeyide bir kenara iten Suphi Ürani'ye diğerlerinden daha çok sever. Neden mi? Çünkü o da Borderline kişilik bozukluğuna sahip maalesef. Bu kişilik tipi aşığı onu aşağıladıkça daha çok bağlanır. Bu bağlanmaya oranla intikamı da büyük olur. Romanda kimin kimle hesaplaştığını merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Bir erkeğin ve üç kadının zamanla değişen aşka bakışını okumak sizin düşündürecek. Nabizade Nazım
Edebiyat
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·100 syf.··
2024 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 09:21
Uzun zamandır YouTube'daki araba yıkama videolarından kafamı kaldırmadığım için pek bir şey okumuyordum. Nişanyan yoldaşın üçüncü evliliğinden doğan uşağına yazdığı mektupları görünce bir karıştırayım dedim daha ilk sayfada beni içine çekti. Uşağın anasıyla, okurken insanı duygulandıran fakat freudyen bir bakışla narsist ve borderline ilişkisi görüyoruz. Yoldaşın daha önceki kitaplarında örneğin Aslanlı Yol'daki gibi canlı, hareketli, muzip zeki adam gitmiş yerine çaresiz kırgın ve yorgun biri gelmiş. Kitabın büyük bir bölümü ciddi bir iç hesaplaşma ile geçiyor. Nişanyan yoldaşın tadına doyulmaz Türkçesi ile anlattığı seyahat anıları okuduğu kitaplar ve müzik zevki kitaba inanılmaz tat katıyor. Lafın burasında söylemeden geçemeyeceğim yedi göbekten Türk evladı dandik bir telaffuzu beceremezken Allah'ın Ermeni'sinin dilimizi böyle güzel kullanıyor olması beni ne diyelim kıskançlıkla beraber öfkelendiriyor mu desek doğru tanımı bulamadım, her neyse. Yav herif karısının kafasına bok attı kardeşim ucuzluğunda değilseniz yahut insan kızına eski sevgilileriyle sevişmesini anlatır mı canım pespayeliğine düşmezseniz kitabın hayatınıza dokunmaması mümkün değil. Her işin altından başarıyla kalkmış hep macera aramış hep başka bir hayat zenginliği peşinde koşmuş gerçek bir insanın sahici duyguları var bu kitapta.
Cezaevinden Anahit’e MektuplarSevan Nişanyan · Propaganda Yayınları · 20186 okunma
8/10
·176 syf.··
2023 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 14:26
Açlık’tan sonra Hamsun’dan okuduğum ikinci eser. Tarih sırasına göre gideyim dedim. En azından elimdekiler bazında. Kitapta ormanın dibinde yaşayan, avlanan, münzevi bir teğmen olan Thomas Glahn’ın hayatının yaklaşık beş yılı anlatılıyor. İki kısma ayrılmış olan eser, ilk bölümü Glahn’ın ağzından anlatırken, okuyucu ikinci kısmı ise isimsiz bir ev arkadaşının gözünden takip okuyor. Anlatıcımız birinci şahıs. Kitap daha 1900’ler başlamadan, 1890’larda yazılmış. 1855-60 arasında geçen olayları anlatıyor. Buna rağmen yaşananlar ve anlatım zamanının ötesinde. Sanki 1950’lerde insanları okuyor gibisiniz. Bilmiyorum ben öyle hissettim açıkçası. Burada varmak istediğim esas nokta ise şu, Knut Hamsun daha modern edebiyat ilk örneklerini verdim vereceğim dediği bir dönemde tam bir modern klasik yazmış. Anlatıcı tarzı, anlatım tarzı, her şeyiyle tam bir modern klasik okudum. Açlık da biraz böyleydi aslında. Norveç edebiyatını gerçekten çok seviyorum. İnanılmaz eserler okuduğum oldu çünkü. Bu da güzel örneklerinden bir tanesi. Kitap çok tuhaf karakterlere sahip. Bir kere içinde Borderline kişilik bozukluğunun tanımı gibi, bir yaptığı bir yaptığını tutmayan hanım kişisi Edvarda var. Bu kızcağız istiyor ki herkes beni sevsin ama ben kimseyi sevmeyeyim. Babası da zengin bunun. Kızının huyunu biliyor. Uğraşıyor adam kızı mutlu olsun diye kabul edelim. Sövmek isteyen sövebilir yine tabi. Bizim ormancı reisle bu kız bir şekilde tanışıyor, aralarında olaylar olaylar. Bizim ormancı reis ise biraz saf, biraz çapkın, haşin bir delikanlı. Otuzlarının başında. Ya da yirmilerinin sonu. Emin değilim. Onun ağzından dinlerken hikâyeyi, ya bu adam da ne salak adam diyebilirsiniz ama ne zaman ki ikinci bölüm başlıyor, öbür ruh hastası kıskanç ev arkadaşıyla tanışıyoruz, onun gözünden görüyoruz
Edebiyat
PanKnut Hamsun · Can Yayınları · 20231,306 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2021 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2021 16:19
Merhaba canlar... Kişilik, çevre uyumu sağlayan tüm ruhsal işlevlerin birleştiği, dinamik bir biçimde işlevsel olduğu bir organizma olarak tanımlanabilir. Genetik ve çevresel faktörler kişiliğin gelişmesinde doğrudan rol oynarlar. Bir diğer doğrudan rol oynayan etken ise biz anne - babalara ait. Çünkü çocuklarımız üzerinde uyguladığımız korumacı, baskıcı ya da demokratik tutumların hepsine göre ayrı şekilleniyor kişilikleri. Fikirlerini dile getirmeleri, korumaları, başarısız hissetmeleri, öz güvenleri ya da içe kapanık oluşları bizim tutumumuzla yakından alakalı. Sadece çocuğumuza karşı olan davranışımız değil söz konusu olan. Tamamen bizim kişiliğimiz... Freud tarafından ortaya atılan psikoanalitik yaklaşıma göre kişilik, id (altbenlik), ego (benlik) ve süper ego (üstbenlik) olarak üç ana yapıdan oluşuyor. İd: doğuştan sahip olduğumuz dürtülerin kaynağı olurken, Ego: kişiliğimizi düzenleyen denge ve uyum sağlayan parçamız, Süper ego ise davranışlarımızın doğru olup olmadığına karar verip toplum tarafından onaylanan değer yargılarına göre davranmamızı sağlıyor. Kişilik bozukluklar kişinin kendi kültürüne göre, beklenenden önemli ölçüde sapmalar gösteren davranışlar bütünüdür. Kararlı ve tutarlı olunması gereken kimlik bütünlüğü, bastırılmaya karşıt tepki olarak görülen savunma mekanizmaları ve gerçeği değerlendirebilme etkin rol oynar. Psikopati bölümünü ayrı bir ilgiyle okudum. Yaşam tarzları, karakteristik özellikleri, çevre edinmeleri, davranış bozuklukları... Suç işleme eğilimli olduklarından ve okuduğum kitaplarda sıkça psikopatlarla karşılaştığımdan olsa gerek. Kişilik bozukluğunu sadece psikopatiye indirgemek mümkün değil tabiki. Antisosyal Bozukluklar (sosyopati) , Davranım Bozukluğu, Histrionik-Histerik Bozukluk, Narsisistik Bozukluk, Borderline/Sınırda
Kişilik BozukluklarıSerenay Özen · Siyah Beyaz Yayınları · 2020131 okunma