Çiçeklerin Kültürü
7/10
·640 syf.··
2026 226. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 05:25
Bu kadar dolu bir içerikle karşılacağımı düşünmemiştim. Çiçeklerin Kültürü ilk bakışta çiçeklerin renkli dünyasına ait botanik bir kitap gibi görünebilir ama arka planda tarihsel derinlikle birlikte sosyal, ekonomik ve sınıf odaklı bir çalışma ortaya çıkıyor. Eserin önemle üzerinde durduğu birkaç nokta var. Çiçek yetiştirmek maddi kazanç sağlamayan bir aktivite olduğundan estetik ve o devasa bahçelerin oluşması için maddi kaygılardan azade bir toplum şart koşulur. Tam da bu sebeple yazar, tarıma dayalı Afrila toplumunda çiçek kültürünün gelişmediğine değinir. Maddi boyutundan ötürü lüks tüketim metası haline gelir ve burjuva ile aristokrat çevrelerde yaygınlık kazanmıştır daha çok. Zira günlük endişelerden uzak, estetik doyuma hazırdırlar artık. Çiçeklerin dinsel alanda da oldukça büyük yeri var(mış.) Antik Yunan, Mısır ve Roma'da kutsallık simgesi olarak kurbanların, tanrılara sunulan adakların bileşenlerinden biri olarak kullanır. Fakat Hıristiyanlık ve İslam buna paganlık ve putperestlik yorumuna dayanarak karşı çıkar. Çiçekler, antik çağlarda üzerine düşünülen, manevi ilham ve şifanın kaynağı, bazı kültürlere göre Tanrıya ulaşmanın yollarından biri olurlen sanayileşmeyle beraber artık bir fabrika ürünü halini alır ve bizi estetik haz duymaktan, derinlikli bir bakışla düşünmeye sevk eden bir imge olmaktan uzaklaşır. Yer yer sıkıcı olsa da genel itibariyle keyif aldım. Meraklıları şans verebilir fakat tarihsel sürecin okuru bunaltma ihtimali oldukça yüksek.
Çiçeklerin KültürüJack Goody · Ayrıntı Yayınları · 201020 okunma
Puan vermedi
Bugün masamda Riley Black’in nefis kitabı "Dünya Yeşilken"var. Her gün yanından geçip gittiğimiz o tek bir yaprağın, penceremizin önündeki çiçeğin ya da gölgesinde soluklandığımız ulu ağaçların arkasındaki milyarlarca yıllık sessiz devrimi düşünmek, doğanın o muazzam yaratıcı gücünü masama kadar taşımış gibi hissettiriyor. Riley Black, gezegenimizin bugünkü çehresini borçlu olduğumuz bitkilerin yeryüzünü ele geçiriş hikayesini o kadar büyüleyici bir dille anlatmış ki, kitabı elimden bırakmak pek mümkün olmadı. Kitap bizi Dünya’nın henüz sadece taş, çorak toprak ve sudan ibaret olduğu o eski, gri-kahverengi dönemlerine götürerek açılıyor. İlk ilkel alglerin sudan karaya çıkma cesaretinden, devasa eğrelti otu ormanlarının zamanla kömür yataklarına dönüşmesine; ilk tohumun icadından, çiçekli bitkilerin yeryüzünü rengarenk bir sahneye çevirmesine kadar uzanan devasa bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Burada beni en çok etkileyen detay, bitkilerin sadece arkada duran pasif birer dekor olarak değil; iklimi şekillendirmesiydi. Yazar, bitkiler ile diğer canlılar arasındaki o hayranlık uyandırıcı bağları da harika bir şekilde mercek altına alıyor. Örneğin bitkiler karadaki ilk adımlarını atarken en büyük destekçilerinin mantarlar olduğunu, aralarındaki o mikoriza bağları olmasaydı bugün bildiğimiz anlamda canlı bir toprak ve bitki örtüsünün belki de hiç var olamayacağını öğreniyoruz. Sonrasında çiçeklerin ortaya çıkışıyla birlikte, tozlaşma için böceklerle girilen o büyüleyici ortaklık da doğanın en güzel uyum hikayelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Doğanın bu bencil olmayan, aksine uyum sağlayan, paylaşan ve sürekli dönüştüren gücünü okumak, bana onun yaratıcı ve besleyici yüzünü bir kez daha derinden hissettirdi.️ Riley Black bir bilim yazarı ama dili kuru bir
Dünya YeşilkenRiley Black · İrene Kitap · 20263 okunma
Reklam
8/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:36
Merhaba arkadaşlar. Sonunda sıra geldi bizim çocukluğumuzun efsanesine. Hepimizin bir kere dahi olsa okuduğu, minicik baskılarıyla hafızamıza kazınan o efsanenin tam çevirisine. Başlamadan önce ne hissediyorsam bittikten sonra da aynılarına hatta daha fazlasına sahip olduğum eserlerden biri. Onun bilim kurgu yönü o kadar gelişmiş ki artık, onu tanımadıklarından kesinlikle emin olduğum birkaç kişinin yorumuna da özellikle bakmayı tercih ettim. Kimdi o eskimiş bunlar artık zamanı geçmiş teknolojiler gibi bir yorum vardı. Buna çok güldüm. Sorun şurada, bu kitap yazıldığında denizaltında anlatılan teknoloji aslında hiç yoktu arkadaşlar. Beni güldüren kısım da tam olarak bu. Hiç var olmayan bir şeyden sanki varmış gibi bahseden, daha sonrasında bu icat yapıldığında da benzer özelliklere sahip olması uzun yıllar alan bir teknoloji için ‘Bu eski’ diye eleştiri yapılması. Yani buradan ne anlıyoruz? Herkes bilgi sahibi olmadığı konuda bir yorum sahibi. Yani insanlar konuşur, biz kendi işimize bakalım diyebiliriz. Demeliyiz. Kitaba geldiğimizde -nihayet- Nautilus adında denizlerde yolculuk yapan bir denizaltı ve onun kaptanı Nemo ile kurtarılan 3 kazazedenin yolculuğuna konuk oluyoruz. Öncelikle en başa yani 1866 yılına uzanalım. Ve bu kazazedelere odaklanalım. Öncelikle denizlerde korkunç bir canavarın ortaya çıktığı haberi yayılıyor. Pek çok gemi kazasından sorumlu olan bu canavar için çeşitli teoriler ortaya atılırken denizlerde sigorta yapan şirketlerin hızlıca fiyat arttırmaya gitmelerinin kitabın içine sokuşturulması da gizliden bir kapitalist eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Ama buna şaşırmıyorum. Hatta daha ileri gidip bizim içimizde de böyle alçak insanlar olduğunu, bir yangın çıktığında 50 liralık eldiveni 500’e sattıklarını kim inkar edebilir? Deprem olduğunda (6
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
6/10
·120 syf.··
2026 2. kitabı
·
90 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:22
Bitkileri yalnızca sessiz ve hareketsiz canlılar olarak değil; birbirleriyle iletişim kuran, iş birliği yapan ve yaşadıkları ekosisteme katkı sağlayan canlılar olarak ele alıyor. Bitkiler konuşmaz ama kökleriyle tutunmayı bilir. Koşmaz ama ihtiyaç duyduğu yere ulaşmayı bilir. Sahip olmaya çalışmaz ama yaşadığı yere bereket olur. Kök salarken göğe uzanmak… Bulunduğu yeri dönüştürürken ona zarar vermemek… Sabırla beklemek… Şikâyet etmeden uyum sağlamak… Ne muhteşem bir hikmet. Evet, kitap yer yer detaylı ve yoğun. Ama bitkilere yalnızca hammadde, süs ya da ilaç gözüyle bakmaktan çıkıp onları yaşamın kadim öğretmenleri olarak görmek isteyen herkes için okunmaya değer. Belki de bitkileri bu kadar sevmemim sebebi; onların bize her gün sessizce tevazuyu, teslimiyeti ve uyumu hatırlatmasıdır. Bitkilerle ilgilenen, doğaya farklı bir pencereden bakmak isteyen herkes için okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum.
Bitki UlusuStefano Mancuso · Alfa Yayınları · 202230 okunma
Kafa Açıcı
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 12:26
Botanikçi olan yazar, 8 maddelik manifesto niteliğinde olan kitabında bitkilerin dünyamız ve insanlık için önemine değinmiş. Bitki yanlısı tutumunun yanında bitkilerin tarihsel, sosyolojik, bilimsel , felsefi bakış açılarını da ekleyerek çeşitlendirmiş. Kitap bu yönüyle sıkmayan kafa açıcı bir kitap.
Bitki UlusuStefano Mancuso · Alfa Yayınları · 202230 okunma
7/10
·104 syf.··
2026 23. kitabı
Hermann Hesse’nin Ağaçlar kitabı, doğa güzellemesi botanik anlatısı değil, aksine felsefi diyebileceğimiz, insan ruhu ile ağaçların dilsiz ortaklığını anlatan bir eser. Artık sokakta yanından geçip gittiğim veya yazar gibi balkonumdan görebildiğim her ağaç için durup bir süre ağaç hakkında derince düşünüyorum. "Ağaçlar benim için her zaman en etkileyici vaizler olmuştur." demiş Hesse... Haklı. Sayfaları çevirirken bir ağacın toprağın derinliklerine sakladığı sırları, fırtınalara karşı duruşundaki ağırbaşlılığı, gökyüzüne dokunmak istercesine uzanırken sergilediği cesareti hissettim. Bir ağaçla karşılaşınca kendi yasalarına sadık kalan, acele etmeyen, büyümek ve var olmak için zamana teslim olan birer canlı görüyorum. Bizler sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken, kökleriyle toprağa sımsıkı sarılan bir ağacın sakinliği bana kendi aceleciliğimi gözden geçirmem için bir fırsat tanıdı. Rüzgarda uğuldayan yaprakların sesi sadece bir doğa olayı değil, evrenin en eski, en önemli tavsiyeleri. Ayrıca kitap içerisindeki görsellerin de gerçekten metnin etkisinde büyük payı var. Yine kitapta en çok beni düşündüren yurt kavramı oldu. Ağaçların bir yurdu yoktur derler, aslında nerede kök salarlarsa yurdu orası yaparlar, gezginler gibi aslında... Hesse’nin şiirsel, duru dili de metni akıcı kılıyor.
AğaçlarHermann Hesse · Kolektif Kitap · 20195,1bin okunma
Reklam
Reklam