MÜKEMMEL DİN İSLAM VE ÇAĞIMIZ YASALARI Maalesef İslam ülkelerinde Müslümanlar, İslam’ın son ve mükemmel din olduğuna inanıyor ve tartışmasız gerçek olduğunu kabul ediyorlar. Bu eleştiriye kapalı ve tahammülsüz mantıkla da inanmayanlara bu inançlarını dayatıyorlar. İslami kurallarla yönetilen ülkelerde eğer bir kişi araştırıp öğrendikten sonra İslam’a inanmamayı seçerse, Müslümanlardaki bu saplantılı mantık nedeniyle dinden çıkmanın bedelini canıyla ödüyor veya ömrünü hapislerde tamamlıyor. Üstelik Müslümanların tartışmasız doğru kabul ettikleri İslami öğretilerin gerçek dışı olduğu çağımızda rahatlıkla kanıtlanabilir durumda. Müslüman toplumlar maalesef bu açık gerçekle yüzleşmekten sürekli kaçıyorlar. Oysa İslam’ın gerçek dışı olduğunu ortaya koyan kitaplara ve ciltler dolusu bilgiye internette ve piyasa da ulaşmak mümkün. Örneğin İslami öğretide geçen; Adem ve Havva’nın sadece bir masal olduğunu Evrim Teorisi, arkeoloji ve genetik bilimi ispatlamış durumda, 6 günde yaradılış hikayesinin gerçek dışı olduğunu Astronomi bilimi ispatlayalı nerdeyse 300 yıl oldu. Kadınların sadece anne ve eş görülerek toplumsal hayattan soyutlanması, kölelik, cariyelik ve çocuk istismarı gibi çağ dışı uygulamaların Kuran'da kendine yer bulabilmesi hem düşündürücü hem de insanın milyonlarca yılda elde ettiği kazanımları yok saymaktır. Kuran'da ilahi bir hak görülen köle, cariye, savaşta ganimet, cizye, vb. uygulamalar artık çağdışı kalmış ve geçerliliğini yitirmiş hükümlerdir. Bu hükümler uluslararası hukuk kurallarına göre İnsanlığa karşı işlenmiş ağır suçlar kapsamına girer ve bu suçu işleyenlerin de uluslararası mahkemelerde yargılanması gerekir. Kendini Müslüman olarak gören herkes; Kuran'da çağımızda uygulanamaz ve suç teşkil eden bu hükümler
Yaklaşık 27 dakikadadır boş ekrana bakıyorum. Baktıkça kızıyorum kendime, Islanan kucağım buz gibi. Gözlerim kan çanağı oldu. Uykusuzluktan bedenim halsiz. Çok konuşurum ben aslında, ölçüsü yok sözlerimin, tam olarak öyle olmasa da kemiği yok dilimin. Düşündükçe, baktıkça ne yazacağıma nerden başlayacağıma karar veremedim. O yüzden ağlayarak başladım bugün yazmaya. Akıtayım biraz içimdeki korkuyu. Akıtayım içimde bıraktığın o kuşkuyu. Dökeyim ne var yoksa diyorum ama içimde kötü bir his var.. Ve ben ne zaman böyle olsam hep kaybederim. Ne zaman bi uçurum kenarında bulsam kendimi işte o zaman ya ordan düşerim ya da biri ittirir beni. Şimdi düştüm mü yoksa ittin mi bilmiyorum.. Tek bildiğim kaybeden ben oldum bugün. Kazandım sandım ama kaybettim. Kaldığımız yerden devam edeceğiz dedim, Öptüm, kokladım, sarıldım ama kaybettim ben bugün. Avazım çıktığı kadar ağlamak istedim karşında ama yuttum hepsini. Mutluluktan bile ağlamamı istemeyen bir adamı gözyaşlarımla kazanmak istemedim, Gözlerimi yaşlı görmek istemediğini bildiğim için, Dünyayı ateşe verme diye sana baktıkça içime içime ağladım bugün. Kaybettiğimi bile bile ağzımdan çıkanları duymadı kulağım.. Sen kendini huzursuzlukla baş başa bırakma diye içimdeki çocuğu öldürdüm bugün karşında. Tabi, sana göre hırsımı alamayışımdandı hepsi. Canını yakmak istediğimdendi söylediklerimin hepsi, öyle dedin ya mutlu mu oluyorsun benim canımı acıtmaktan dedin ya!! Susamadım işte. Dilim başka içim başka söyledi. Sen yanma diye kendimi yakarken diyemedim sensizliği göze alamam, gidersen alacak nefesim kalmaz, daha dün dedim; kalbine söyle sen bırakırsan bile ben bırakmam onu de dedim. Bensiz yapamaz yaşayamaz de demedim mi sana.
Reklam
Her şeyi gereğinden fazla düşünüyorum, sonra düşüncelerim beni düşünmekten vazgeçiriyor. Normal bir insanın üzerinden kayıp geçeceği şeyler bende iz bırakıyor, hatta oyuk açıyor. Rutin hayatımda dolu olsam bile kendimle düşüncelerimle çok fazla baş başayım ve bu iyi bir şey değil. İçimde sürekli bir çözülme var ama kimse dışarıdan fark etmiyor. En kötüsü de bunun farkında olmak; düzeltecek gücü bulamayıp yine de izlemek. Burada bir problem varsa, hayatla değil, benim onunla kurduğum ilişkiyle ilgili. Ve bu ilişki giderek daha karanlık bir hâl alıyor. Bu böyle devam etmemeli...
➡️ *İhtikâr, karaborsacılık haramdır!* 📆 (Osman Ünlü Hocanın 03.11.2025 tarihli yazısı) *Sual: Herkese lazım olan gıda, devam ve benzeri maddelerde karaborsacılık yapmak günah mıdır?* *Cevap:* İhtikâr demek, insan ve hayvan gıda maddelerini piyasadan toplayıp, yığıp, pahalandığı zaman satmaktır yani karaborsacılıktır. Peygamber efendimiz buyurdu ki: *(Bir kimse gıda maddelerini alıp, pahalı olup da satmak için kırk gün saklarsa, hepsini fakirlere parasız dağıtsa, günahını ödeyemez.)* *(Bir kimse gıda maddelerini kırk gün saklarsa, Allahü teâlâ ona darılır. O, Allahü teâlâyı saymamış olur.)* Hazret-i Ali buyuruyor ki: “Gıda maddelerini kırk gün saklayanın kalbi kararır.” Âlimlerden birisi, tüccar idi. Vâsıt şehrinden, Basra'ya gıda gönderip satılmasını vekiline emretti. Basrada ucuz olduğu için, vekili bir hafta bekleyip, pahalı sattı ve âlime müjde yazdı. Cevabında buyurdu ki: “Biz, az kâr ile çok sevap kazanmayı daha çok severiz. Fazla kazanmak için, dinimizi feda etmemeli idin. Çok büyük cinayet yapmışsın. Bunu affettirmek için sermayeyi ve kârı hemen sadaka olarak dağıt!” İhtikârın haram olması, Müslümanlara zararlı olduğu içindir. Çünkü, gıda maddeleri, insanların ve hayvanların yaşayabilmesi için lazımdır. Satılınca, herkesin alması mubahtır. Bir kişi alıp saklayınca, başkaları alamaz. Sanki çeşme suyunu saklayıp, herkesi susuz bırakmaya benzer. Gıda maddelerini bu niyetle satın almak günahtır. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri buyurdu ki: “Köylü, tarlasından aldığı gıda maddelerini istediği zaman satabilir. Acele satması vacib değildir. Fakat, acele etmesi sevaptır. Pahalı olunca satmasını düşünmesi çirkindir. İlaçlarda ve gıda maddesi olmayan ve herkese lazım olmayan şeylerde ihtikâr haram değildir.” İmâmeyne göre, bunların hepsi ihtikârdır.
Din
Allah katındaki mükâfat Şu kadar var ki aklı başında olan velisi çocuğun kusurlarını zihninde saklayıp onların zararlarını çocuğa anlatmalı ve çocuğuna gerekli terbiyeyi vermelidir. İhya/Gazali Eşine helal yoldan yaklaşan salih insan mümin kul ona Kadınlarınız size çocuk yetiştiren bir ekinliktir diyerek ayetleri okudu bir ayet okunduğu zaman müminler ya  daha güzeli ile cevap yada susar ayetleri dinlerdi kadında aynı ayetle cevap verdi O halde ekinliğinize dilediğiniz zamanda dilediğiniz biçimde varın ancak bu tarlada erkek ekim yapıp hasat toplayabilmek için bazı kurallara uymalı önceden hazırlık yapmayı ihmal etmemeli idi kadın bir ev erkek bir ev Besmele çekip Bismillahirrahmanirrahim demek evin giriş anahtarıydı mutluluğa ermek kadın eşini uyardı Bey hayırlı bir işe başlamadan önce Besmeleni çek gusül al Allahtan sakın ve her anında onun huzurundaymış gibi hareket et dedi köy yerinde gaz yok yağ yok lamba yok yok yoka karışmış olsada Adam o gün en bereketli tohumu ekti ve Allah Teala buyurduki O’na kavuşacağınızı bilin. Rasûlüm! Erişecekleri ilâhî lutuflarla mü’minleri müjdele! İki üç ay geçmiştiki kadında mide bulantıları baş dönmesi ve ansızın yere düşmeler başladı ve kadın enfal suresi 28. Ayeti okudu İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız sizin için ancak birer imtihan sebebidir evet Adam ilk çocuğunu eline aldı ismini Enfâl koydu köy yerinde Allah katındaki büyük mükafata kavuşmuşlardı darısı tüm anne babaların başına inşAllah amin ecmain Kalbe dokunarak öğretin namazları terketmekten dolayı çocuklar dövülür, fakat ahirette cezaya çarptırılmazlar. İhya/Gazali Gazalinin küçüklüğü bilindiği gibi iranın Tus şehrinde geçmiştir her küçük çocuk gibi oda elbet haylazlık yapmıştır kim yapmazki çocukken haylazlık Hanım dedi Gazalinin babası benim oğlum alim
Din
#𝙃𝙐𝘿_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ 💥Yeryüzünde kımıldayan bütün canlıların rızkı yalnızca Allah’a aittir. Allah, her canlının anne karnından başlayıp devam eden hayat yolculuğunun her basamağında uğrayacağı menzili, orada kalacağı süreyi ve bu basamağın sonunda emânet bırakılacağı yeri de bilir. Bütün bunlar, apaçık ve açıklayıcı-ayrıştırıcı bir kitapta kayıtlıdır. 6 #Tefsir: 📖 اَلدَّابَّةُ (dâbbe), debelenen, hareket eden her bir canlıdır. Bu, insan dâhil, rızka muhtaç küçük-büyük, erkek-dişi, sağlam-zayıf, uçan-uçmayan bütün canlıların genel ismidir. Allah Teâlâ lutuf ve keremiyle bunların her birini rızıklandırmayı üzerine almıştır. Ya bizzat kendi iradesiyle veya onların iradelerini de devreye koymak suretiyle rızıklarını kendilerine ulaştırmaktadır. Allah, kâinatı ve bunun içinde de yeryüzünü canlıların rızıklarını karşılayacak şekilde yaratmış, her canlıya da tabiatlarına uygun çeşit çeşit rızıklar var etmiştir. Nitekim bir diğer âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Nice canlılar var ki, hayatları için gerekli olan rızkı yanlarında taşıyamaz. Onların da sizin de rızkını veren Allah’tır. O, her şeyi hakkiyle işiten, her şeyi hakkiyle bilendir.” (Ankebût 29/60) اَلْمُسْتَقَرُّ (müstekarr), canlıların dünya üzerinde bulunduğu yer; اَلْمُسْتَوْدَعُ (müstevda‘), babanın sulbünde veya anne rahminde bulunduğu yerdir. Veya müstekar, hayatta iken bulunduğu yer; müstevda’ ise öldükten sonra konulacağı yerdir. Bu iki kelime, her canlının anne karnından başlayıp devam eden hayat yolculuğunun her basamağında uğrayacağı menzili, orada kalacağı süreyi ve bu basamağın sonunda emânet bırakılacağı yeri de içine almaktadır. (bk. En‘âm 6/98) Allah Teâlâ, bunların hepsini bilir. Çünkü bunların hepsi, çok önceden Levh-i Mahfuz’a yazılmıştır; orada kayıtlıdır. İşte Allah’ın ilim ve kudreti böyle
Reklam
Reklam