Meseleyi hakîmane bir göz ile okuyanlar kimselerin fark etmediği mesajlar elde edebilirler. Mesela Bediüzzaman Hazretlerine göre Uhud'daki o elim hadise, "o an iman mutluluğuna eren Sahâbîlerin, gelecekteki Müslümanların ortaya çıkması için kendilerini feda etmeleridir." Üstad hazretleri der ki: “Müşrikler içinde, o zamanda saff-ı Sahâbede bulunan ekâbir-i Sahâbeye istikbâlde mukabil gelecek Hazret-i Hâlid gibi çok zatlar bulunduğundan, anlı ve şerefli olan istikbâlleri nokta-i nazarında bütün bütün izzetlerini kırmamak için, hikmet-i İlâhiye, hasenât-ı istikbâliyelerinin bir mükâfâtı muaccelesi olarak mazide onlara vermiş, bütün bütün izzetlerini kırmamış.Demek mazideki sahabeler, müstakbeldeki Sahabelere karşı mağlup olmuşlar tâ o müstakbel sahabeler, berk-i süyuf korkusuyla değil, belki bârika-i hakikat şevkiyle İslâmiyet'e girsin ve o şehâmet-i fitriyeleri çok zillet çekmesin." Bediüzzaman Hazretlerine kimselerin pek dikkat etmediği böyle bir yorumu yaptırtan şey, meseleyi sadece neticesine göre değerlendirmeyip, o neticenin sebeplerini de dikkate alarak hikmet nazarı ile bir okuma yapmasıdır. Biz de Uhud Gazvesi'nin o tablolarını sebep-sonuç ilişkisi bağlamında değerlendirirsek çok önemli noktalar yakalayabiliriz. Bu noktalardan bir tanesi şudur: Uhud Gazvesi'ni Kur'ân, Âl-i İmrân Sûresi'nin 121 ila 175. ayetleri arasında anlatır. Ayetler, Hz. Peygamber'in (sas) sabahın erken saatlerinde evinden çıkmasından, Uhud'a gelip askerlerini yerleştirmesinden başlar, savaşın birçok ayrıntılarına kadar bilgi verir. 130. ayete gelince birden konu değişir gibi olur ve savaşın anlatıldığı bir pasaj içerisinde Rabbimiz şöyle buyurur: "Ey İman Edenler! Kat kat arttırılmı olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten
İsa'nın iyileştirme gücüne inananlar arasında bundan incinmiş veya umar bulmuş kişiler olup olmadığını bilmek isterdim; böyle bir şeyde daha fazla iyilik veya zarar olup olmadığını -araştırılmalı- herkesin bilmeye hakkı var. Her ikisi de mümkün. Araştırılmalı. Bunlar Araştırılmadan kalan birer inanç tuzağı olmaya devam etmemeli.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dayanabilecek miyim? Bırakmalı mıyım? Hayır. Devam etmeliyim. Ruhumu ve canımı feda etsem bile. Birinin mutlaka yapması gerek. Böyle devam etmemeli (...) Death Note ile değiştireceğim bu dünyayı.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Manga
Nasîhatlerin birincisi,
Ehl-i sünnet âlimlerinin, kitâblarında bildirdiklerine göre, i’tikâdı düzeltmekdir. Çünki, Cehennemden kurtulan yalnız bu fırkadır. Allahü teâlâ, o büyük insanların çalışmalarına, bol bol mükâfât versin! Dört mezhebin ictihâd derecesine yükselmiş âlimlerine ve bunların yetişdirdikleri büyük âlimlere (Ehl-i sünnet) âlimi denir. İ’tikâdı (Îmânı) düzeltdikden sonra, fıkh ilminin bildirdiği ibâdetleri yapmak, ya’nî dînin emrlerini yapmak, yasak etdiklerinden kaçınmak lâzımdır. Ahlâkı düzeltmek ve birbirimizi sevmek için, beş vakt nemâzı, üşenmeden, gevşeklik yapmadan, şartlarına ve ta’dîl-i erkâna dikkat ederek kılmalıdır. Nisâb mikdârı malı ve parası olan, zekât vermelidir. İmâm-ı a’zam buyuruyor ki, (Kadınların süs olarak kullandıkları altın ve gümüşün de zekâtını vermek lâzımdır). Kendine ve milletine fâideli olmak için, hakîkî müslimân olmak lâzımdır. Hakîkî müslimânlık laf ile olmaz. Hakîkî müslimân olmak için, kıymetli ömrü, lüzûmsuz mubâhlara bile harcamamalıdır. Harâm ile geçirmemek, elbette lâzımdır. Tegannî ve şarkı ve çalgı âletleri ile meşgûl olmamalı, bunların nefse verecekleri lezzete aldanmamalıdır. Bunlar bal karışdırılmış, şekerle kaplanmış zehr gibidir. (Gîbet) etmemelidir. Gîbet harâmdır. [Gîbet, bir müslimânın veyâ zimmînin gizli bir kusûrunu, arkasından söylemekdir. Harbîlerin ve bid’at sâhiblerinin, mezhebsizlerin ve açıkca günâh işliyenlerin bu günâhlarını ve zulm edenlerin ve alış verişde aldatanların bu fenâlıklarını duyurarak, bunların şerrinden sakınmalarına sebeb olmak ve müslimânlığı yanlış söyliyenlerin ve yazanların bu iftirâlarını herkese söylemek lâzımdır. Bunları söylemek, gîbet olmaz (Redd-ül muhtâr: 5-263).] (Nemîme) yapmamalı, ya’nî müslimânlar arasında söz taşımamalıdır. Bu iki günâhı işliyenlere çeşidli azâblar yapılacağı
Sayfa 475 - Hakîkat Kitâbevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bana bak, Olivier. Kral gibi, imparator gibi insanlar fazla masraf etmemeli. Onlar halka örnek olmak durumundadırlar. Böyle olmazsa herkes israfa başlar, anladın mı? Bakıyorum, masraflarım her yıl biraz daha artıyor. Hoş şey değil bu. Geçmiş yılların rakamları da hatırımda. Dört yıl içinde sarayın masrafları bir kat artmıştı. Korkunç şey doğrusu!" Soluk soluğa idi. Biraz durduktan sonra devam etti: "Etrafıma bakıyorum, herkes benim paramla zengin oluyor. Yani açıkçası, hepiniz bir olmuşsunuz, benden boyuna para kazanıyorsunuz...