Psikiyatrist Engin Geçtan’ın ilk kez 1983’te yayımlanan bu kitabı günümüzde de hala güncelliğini ve geçerliliğini koruyor. İnsan olmak; insan olmanın özünü birey ve toplum, ana-baba ve çocuk, öfke ve düşmanlık, değersizlik duygusu ve kaygı gibi 13 başlık altında inceliyor ve hepimiz bu satırlarda mutlaka kendimizden bir şeyler buluyoruz.
“Kimse siyah ya da beyaz olarak nitelendirilemez. Aslında hepimizin grinin tonlarıyız. Kimimiz daha koyu, kimimiz daha açık. Beyaza çok yakın bir tonu tutturabilenlerin ise azınlıkta olduğunu biliyoruz.”
“İnsan, kendisine karşıt düşen davranışlarını nasıl geliştirdiğini göremedikçe, özgür olabilmek için neyi aşması gerektiğini de bilemez.”
“İnsanın kendi içinde yarattığı kargaşa dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür.”
““Önce kendine, sonra başkalarına” ilkesi ilk bakışta bencilce bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Ne var ki, bir insan ancak kendisine verebildiğinde diğer insanlara da gerçek anlamda verecek şeyi olur.”
“Gerçek anlamda sevgi, diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden daha çok ya da kendimiz yerine değil.”