Batı kültürünü özümsemek başka, batı kültürünün maymunu olmak başka. Biz 200 yıldır batıya öykünüyoruz. Bunun için de yaratamıyoruz.
Mustafa Kemal çağında kendimize, kültürümüze bir dönüş başladı. Biz o çağda büyük bir kültür tortusuna sahip olduğumuzu anladık. Kendi halk değerlerimize kavuştuk.
Kişi aşık olduğunu nasıl anlardı, mesela! Aşkını sevdiğine nasıl gösterirdi? Aşık olmanın adabı neydi? Aşıkın vazifeleri, sorumlulukları, hakları vs. hep önemliydi. Öteden beriden, eskiden yeniden, cümle aşk ve aşıklık hikayeleri... Sonunda aşkın ruhta tecelli eden bir şey olduğuna karar verdi. Ruhu etkilemekten gayrı bir sebeple beslenen duygulara aşk denmezdi. Hele ten zevki veya oynaş sefasının aşk ile hiçbir alakası olamazdı. Eğer sevilen, güzellik, zenginlik, cömertlik gibi herhangi bir sebeple seviliyorsa o sebebe sahip çıkmaya ve hatta gittikçe arttırmaya dikkat etmeliydi. Aksi takdirde sebep ortadan kalkınca seveni de yüz çevirirdi.