Karamazov Kardeşler’de her karakter, insan ruhunu ve toplumun farklı bir katmanını temsil eden birer semboldür: Baba Fyodor Karamazov köhneleşmiş ve ahlaksızlaşmış geçmişi, büyük kardeş Dmitri kontrolsüz tutkuları, ortanca kardeş İvan rasyonalist ve seküler aklı, küçük kardeş Alyoşa ise saf inancı simgeler. Ancak Dostoyevski, sekülerleşmenin ve liberal fikirlerin "Tanrı yoksa her şey mübahtır" mantığıyla kaçınılmaz olarak ahlaksızlığa ve kaosa yol açacağını savunur, kitaptaki üvey kardeş olan Smerdyakov karakteri üzerinden.. Yanı sıra liberalizm, sosyalizm, sekülerizim gibi ideolojileri adeta birer suç mahalli olarak kurgular ve bunu neredeyse aziz ilan ettiği Rus toplumunu yozlaştıran birer unsur olarak tanımlar. O bu kurgusal teziyle seküler aklı, vicdan azabı ve delilikle cezalandırır kitapta.
Buna karşın Dostoyevski, muhafazakârlığı ve dinî yaşantıyı Alyoşa üzerinden bir kurtuluş reçetesi gibi sunarken, bana göre tarihin en büyük trajedilerinden birini bilerek görmezden gelir: Din adına işlenen kolektif cinayetler ve iktidar uğruna kitlelerin kutsal değerlerle manipüle edilmesi. Yani Sevgili Dosto, kitaptaki işlenen cinayeti İvan’ın bireysel mantığına bağlarken; muhafazakâr yapıların "kutsal" maskesi altında yürüttüğü taht kavgalarını, engizisyonları ve toplumsal baskı mekanizmalarını Alyoşa’nın dindar masumiyetiyle örter. Dolayısıyla roman, sekülerizmi tabiri caizse "baba katili" ilan eden taraflı bir metafor sunarken; dinsel muhafazakârlığın kitleleri köleleştiren ve onları başka kutsal ölümlere sürükleyen karanlık yüzüne karşı dilsiz kalmayı tercih eder.
Dostoyevski Suç ve Ceza romanında da metafor olarak ele aldığı cinayet konusunu işlemişti.
Suç ve Ceza'da odak noktası büyük oranda sosyo-ekonomik ve bireysel bir düzlemdeydi.
Karamazov Kardeşler'de