Afrodit (Aşk Tanrıçası'nın Entrikaları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1426
Gösterim
Adı:
Afrodit
Alt başlık:
Aşk Tanrıçası'nın Entrikaları
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059011273
Kitabın türü:
Çeviri:
Çağdaş Dedeoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parola Yayınları
Baskılar:
Afrodit
Afrodit
Kadının henüz toplumun eşit bir yurttaşı olarak yurttaşlık haklarını elde edememiş olduğu bir dönemin gerçekleri çerçevesinde kurgulanmış yarı efsanevi bir romanla karşı karşıyayız. Grek toplumunda kadın, yurttaş sayılmamasına ve köle gibi görülmesine rağmen birçok açıdan bugünkü kadından daha özgür. Bugün yurttaşlık haklarını da elinde bulunduran bir fahişenin hayatını okumak, çok daha rahatsız edici olabilir. Tecavüz olaylarının ve aile içi şiddetin cezasız kalması, çocuk gelinlerin varlığı ve kadın bedeni üzerinden oynanan siyasi oyunlar -şayet bu bir ilerleme meselesiyle- "modern" toplumumuzun Grek toplumundan daha ileride olmadığını kanıtlar nitelikte. İşte Afrodit bunun cinsellik boyutunu gözler önüne seriyor, diğer tüm insani boyutlarla birlikte… Afrodit'e iki farklı bakış açısıyla yaklaşmak mümkün. Bunlardan bir tanesi bugün insanımızın hâlâ mahrem saydığı, konuşmakta güçlük çektiği bir konu olan cinselliği ele alan bir eser olması. Dolayısıyla "ayıp" kavramı eliyle kişisel özgürlüklere vurulan darbeyi bize hatırlatıyor. Afrodit'e yönelik diğer bir yaklaşım ise efendi-köle diyalektiği üzerine kurulu fahişelik mesleğinin kendisiyle ilgilidir. İnsanlık, tarih boyunca zaafları üzerinden idare edilmiş; iktidar olgusu buradan beslenmiştir. Bu açıdan cinselliğin bastırılması, meselenin bir zaafa dönüşmesine yol açmıştır. Siyaset ve bekaret bu noktada kesişmektedir. Bekaret söylemi bugün hâlâ korumacı devletin damarlarındadır. Afrodit'in bakirelikten hoşlanmaması bu nedenle dikkate değerdir. Bu açıdan da roman aslında cinsellikten çok daha fazlasına ilişkindir. Böyle bir roman hayatlarımızdan daha fazla kurmaca değildir. Gerçekle kurgunun el ele gidişi söz konusuymuş gibi görünse de Afrodit tam olarak hayatlarımız gibidir.
(Tanıtım Bülteninden)
296 syf.
Kadınlar, bir insanı akıl almaz bir şekilde çıldırtıcı eylemlere cezbetmek için güzelliğini kullanırlar. Şeytan ayrıntıda gizlidir diyeceğim de taşlamayın lütfen:))
Şimdi sizinle Antik Yunan Hiyerarşisini tekrar edeceğim. (Uyarı! )
En üst kademe, Yunan hetairai'lerinin tam eşdeğeri, Delicatae idi; bunlar zengin ve önemli erkeklere ait kadınlardı. Onun altın­da Famosae vardı; sadece seksten kendi adına zevk alan zengin ai­lelerin kızları , hatta karıları. Sonra saygı duyulan Meretrix, mes­lekten, para verilen fahişe; gelip geçen müşteriler için genelevle­ rinin önünde bekleyen Prosedae; dokuzdan önce görünmeleri ya­sak olan gece yürüyüşçüleri Nonariae, hepsi fahişe de olan mim aktrisleri Mimae, zille oynayanlar Cymbalistriae, Ambubiae (şarkı­cılar) ve fahişe olarak gece işi de yapan Citharistriae (arp çalan­lar) geliyordu.

Daha altta, Firebough'un yalnızca 'sıradan fahişe' olarak tanım­ladığı Scortumlar; seyyar, sokaklarda yürüyen gezici fahişeler Scorta erratica; dertli yas tutanlara hizmet etmek için mezarlık çevresinde bulunan Busturiae; yolcular tarafından gece için kirala­nabilen bar kızları Copae; çıplak çalışan güzel fahişeler Doris... daha nicesi kitapta bu dönemde kardeş, dost ,aşık ve sevgili diye hitap edilen Antik Yunan tarihinindeki kadınları anlatan öğelere sahip. Kendi tapınaklarının olması ve hatta halk tarafından saygı duyulması şimdilere nazaran oldukça çarpıcı unsurlar. Ama kitabı erotik diye sınıflandırmak yanlış olur. Kitabımız Shakespeare tadında entrikalar, oyun sunulurcasına anlatım tarzı -lirik şiirsel- ile başlarda n’oluyo be desem de içine çekti.
Erkeği parmağın ucunda oynatma deyiminin kitabıdır. Keyifli okumalar...
Not: Uzun zamandır ara sıra okuduğum kitapları aradan çıkarmaya karar verdiğim için sıkışık bir incelemedir.
215 syf.
·3 günde·3/10
Kitabın adına aldanıp da tanrıça Afrodit'i anlatıyor sanmayın, bu kurmaca bir roman. Yani kurmaca sınıf kurmacası, sonuçta mitoloji de kurmaca. Yazar Pierre Louys, oryantalist bakış açısıyla ve abartılı betimlemelerle bir kitap yazmaya kalkmış ve sonuç hüsran maalesef.

Kitabın konusu da şu: Her istediği erkeği elde edebilen kurtizan (metres) Krizisis ile her istediği kadını elde edebilen Demotrios'un karşılaşmaları sonucu gelişen olaylar, bu olaylar da İskenderiye'de geçiyor. Sürükleyici ve bazı betimlemelerin şahane denecek kadar güzel olması kitabın artı yönleri.
Aşk, birincisiyle başlayıp en acıklı şekilde, yani başarlı olur olmaz ikinciyle son bulur. Tanrılar bizi sevmekten korusunlar.”
Limanlar ardında batan güneş! Deniz kıyısındaki şehirlerin mukayese kabul etmez şanları, semanın durgunluğu, suların kızıllığı... acı veya neşenin gürültüleriyle dolu hangi yüreğe sükûnet vermezsiniz! Karşınızda hangi adamlar durmamış, hangi şehvetler duraklamamış, hangi sesler susmamıştır!
Pierre Louys
Sayfa 69 - Kum Saati Yayınları, 2012. Çev: Ali Taş
-Frazilas kimdir?
-Bir budala.
-Öyle ise ondan niçin bahsediyorsun?
-Çünkü başkaları onu üstün bir adam zannediyor.
-Dediği nedir?
-Her sözünü gülümseyerek söylüyor, bu da hatalarını isteye isteye yapmakta olduğu ve gelişigüzel sözlerinde dahi incelik bulunduğu havasını veriyor. Mükemmel bir şey. Herkes aldanıyor.
Pierre Louys
Sayfa 21 - Kum Saati Yayınları, 2012. Çev: Ali Taş
"Aşk hakkında ne diyebilirim? Acı çekenleri teselli etmek için acıya verilen isimdir aşk. Mutsuz olmak için ancak iki yol vardır: Ya sahip olmadığını istemek ya da isteyene sahip olmak. Aşk, birincisiyle başlayıp en acıklı şekilde, yani başarlı olur olmaz ikinciyle son bulur. Tanrılar bizi sevmekten korusunlar.”
"Evet, sen veya ben, ikimizden biri diğerini seviyorsa... Kölelik! Kölelik! işte ihtirasın gerçek adı. Siz kadınların yalnızca bir hayali, kafanızda yalnız bir düşünce var. Erkeğin gücünü güçsüzlüğünüzle kırmak ve zekasına abesliğinizle hükmetmek! Göğsünüz kabarmaya başlar başlamaz sizin istediğiniz ne sevmek ne sevilmektir, bir erkeği ayak bileklerinize bağlamak, onu alçaltmak, boynunu büküp başını ayaklarınızın altına almaktır. O zaman, keyfinize göre, elimizden kılıcımızı, kalemimizi veya pergelimizi koparırcasına çekip almak, size üstün herşeyi kırıp dökmek, sizi korkutan deprem her şeyi köreltmek, Herakles'i burnundan yakalayıp ona yün ördürmek istersiniz! Fakat ne kafasını, ne karakterini istediğiniz gibi eğemediğiniz zaman, vuran yumruğa, altına alan dize, hatta söven ağza tapınırsınız! Çıplak ayaklarınızı öpmek istememiş olan erkek size zorla sahip olursa, arzularınuzu yerine getirmiş olur. Evini terk ettiğiniz zaman ağlamamış olan erkek sizi orada saçınızdan yakalayıp sürükleye sürükleye tekrar getirebilir. Aşkınız, gözyaşlarınızdan tekrar doğacaktır, çünkü ey seven kadınlar, erkeği köleniz olmaya mahkum edemediğinizde bir tek şey size teselli verir: Onun kölesi olmak!"
"Aşk, anlamı olmayan veya gereğinden fazla anlamı olan bir kelimedir. Çünkü zaman zaman birbiriyle uzlaşmaz iki duyguya işaret eder: Şehvet ve ihtiras.”
Işık tatlıdır. Ah! Güneşi görmek ne hoştur.
Delikanlı, ebedî meskenine gitmeden
Ve gözyaşları yollardan geçmeden,
Gümüş tel kopmadan,
Altın lamba çatlamadan,
Testi çeşmede kırılmadan ve çark kuyuda parçalanmadan,
Toz geldiği toprağa gitmeden
Gençliğinde zevk et, kalbini sevince ver, yüreğinin yollarında ve gözlerinin hülyalarında yürü, git.
Pierre Louys
Sayfa 197 - Kum Saati Yayınları, 2012. Çev: Ali Taş

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Afrodit
Alt başlık:
Aşk Tanrıçası'nın Entrikaları
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059011273
Kitabın türü:
Çeviri:
Çağdaş Dedeoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parola Yayınları
Baskılar:
Afrodit
Afrodit
Kadının henüz toplumun eşit bir yurttaşı olarak yurttaşlık haklarını elde edememiş olduğu bir dönemin gerçekleri çerçevesinde kurgulanmış yarı efsanevi bir romanla karşı karşıyayız. Grek toplumunda kadın, yurttaş sayılmamasına ve köle gibi görülmesine rağmen birçok açıdan bugünkü kadından daha özgür. Bugün yurttaşlık haklarını da elinde bulunduran bir fahişenin hayatını okumak, çok daha rahatsız edici olabilir. Tecavüz olaylarının ve aile içi şiddetin cezasız kalması, çocuk gelinlerin varlığı ve kadın bedeni üzerinden oynanan siyasi oyunlar -şayet bu bir ilerleme meselesiyle- "modern" toplumumuzun Grek toplumundan daha ileride olmadığını kanıtlar nitelikte. İşte Afrodit bunun cinsellik boyutunu gözler önüne seriyor, diğer tüm insani boyutlarla birlikte… Afrodit'e iki farklı bakış açısıyla yaklaşmak mümkün. Bunlardan bir tanesi bugün insanımızın hâlâ mahrem saydığı, konuşmakta güçlük çektiği bir konu olan cinselliği ele alan bir eser olması. Dolayısıyla "ayıp" kavramı eliyle kişisel özgürlüklere vurulan darbeyi bize hatırlatıyor. Afrodit'e yönelik diğer bir yaklaşım ise efendi-köle diyalektiği üzerine kurulu fahişelik mesleğinin kendisiyle ilgilidir. İnsanlık, tarih boyunca zaafları üzerinden idare edilmiş; iktidar olgusu buradan beslenmiştir. Bu açıdan cinselliğin bastırılması, meselenin bir zaafa dönüşmesine yol açmıştır. Siyaset ve bekaret bu noktada kesişmektedir. Bekaret söylemi bugün hâlâ korumacı devletin damarlarındadır. Afrodit'in bakirelikten hoşlanmaması bu nedenle dikkate değerdir. Bu açıdan da roman aslında cinsellikten çok daha fazlasına ilişkindir. Böyle bir roman hayatlarımızdan daha fazla kurmaca değildir. Gerçekle kurgunun el ele gidişi söz konusuymuş gibi görünse de Afrodit tam olarak hayatlarımız gibidir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Fatmagül Bulut
  • Ekin ırmak Çolak
  • G.Ebru Çardak
  • Gamze Genç Kayhan
  • sade_okur
  • Αρκαδικό
  • Sadece okuyorum
  • Hilal Afacan
  • Seher Çetinkaya
  • Yüksel D.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%14.3 (1)
5
%28.6 (2)
4
%0
3
%28.6 (2)
2
%0
1
%0