Hayat can sıkıcı bir tuzaktır. Düşünen insan olgunluğa eriştiğinde ve tam bilinç kazandığında kendini istençsiz olarak sanki çıkışı olmayan bir tuzağın içindeymiş gibi hisseder. Aslında insan, iradesi dışında bir takım tesadüfler tarafından yokluktan var olmuştur. Peki neden? Varlığının anlamını ve amacını öğrenmek ister, sorularına cevap alamaz ya da saçma sapan cevaplar alır. Kapıyı çalar, ama açan kimse olmaz. Ölüm de aynı şekilde iradesi dışında karşılar insanı. İşte tıpkı hapishanede ortak bir felaketle birbirine bağlı olan insanlar bir arada olduklarında kendilerini nasıl daha rahat hissederlerse, hayatta da analiz etmeye ve sentezlemeye yatkın olan insanlar bir araya geldiklerinde, onurlu ve özgür düşüncelerini birbirlerine aktararak vakit geçirdiklerinde bu tuzağın farkına varmazlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uykusuzluk, cenneti bir işkence odasına dönüştürebilecek baş döndürücü bir bilinç açıklığıdır.Uyanık geçen saatler, özünde, düşüncenin düşünceyi durmadan reddettiği, bilincin kendi kendini çileden çıkardığı, zihnin kendine savaş açtığı, korkunç bir ültimatom verdiği saatlerdir. Yürüyüşse, sizi yanıtı olmayan sorgulamaların etrafında dönüp durmaktan alıkoyar; oysa insan, yatakta, çözülemez olanı kafasında sürekli evirip çevirir, sersemleşene dek.
Daha önce olmuş olmalı her şey. Hayat bana bu yüzden korkutucu bir dalgalanma şeklinde görünüyor. Tarih kendisini tekrar etmez, bu yüzden de yaşamlarımız geçmişin yansımalarına hapsolmuş gibidir.