Bir insan kendini karanlık bir odava kilitleyebilir ve ışığın varlığını inkâr edebilir. Ancak ışık her yerdedir ve karanlık yalnızca onun küçük odasındadır. Hakikatin ışığına çıkmak, kendinizi aramak ve etrafınıza ördüğünüz hataları bulmak istiyorsanız mutlak suretle parlak ve sonsuz ışığın sizi aydınlatmasına izin vermelisiniz.
Deniyordu ki:
Halifesin, dikkat et egemen değilsin.
Tanrı'dansın, Tanrı değilsin. Manzursun nazar değilsin.
Sadece yerini tutansın. Kendisi değilsin.
Kutsal nefesten üflendi sana. Kendini kutsal nefes sanma.
Ruhumdan, denmiş. Ruhum, denmiş sanma.
Bir şeysin ama kendini her şey zannedip de aldanma.
Varlık nedenini unutma.
Senin haddin buraya kadar. Haddini bil. Ötesine kalkışma
Yıllar içinde gördüm ki en büyük değişimler en büyük cümlelerle değil, en küçük eylemlerle başlar: Bir e-postayı açmak, bir nefesi daha uzun vermek, bir kelimeyi "felaket"ten "olasılık"a çevirmek gibi...
İyi hayat aslında insanın olgunlaşma evrelerinde fazlalıklarını atarak ortaya çıkardığı bir şey; biz ise hayata çok seyler eklemenin hayatı zenginleştirdiğini zannediyoruz. Tam aksine hayattan fazlalıkları atabildiğimiz zaman hayat olgunlaşıyor.