"Balkonda çekiştiğimiz sırada benimle nasil alay ettiğini anımsıyor musun? Benim de senin gibi acı vermekten zevk aldığımı öne sürmüştün. Haklıydın, çünkü her insan yüreğinde hem karanlık hem de aydınlık olanı taşır. insanoğlu birçok parçanın bileşkesidir; senin bir zamanlar olduğun gibi
saf, berrak bir ateş değildir. Zekâsı sık sık duygularryla çatışır, istenci ihtiraslarıyla.. Ülküleri çevresine ters düșer ve eğer
onların peși sıra giderse, eskiyi nasıl yitirmekte olduğunu yüreği sızlayarak görür. Ama onların peși sıra gitmezse bu
kez de yeni ve soylu bir düşü yüz üstü brakmanın acısinı duyar. Ne yaparsa yapsın, bir kazanç ve bir kayıp, bir kavuşma
ve bir ayrılık hissedecektir. Gidenlerin ardindan yas tutar ve yeni olandan korkar. Mantığı geleneğine ters düser. Duyguları, diğer insanların ona zorladığı kısıtlamalara karşı çkar. Bunların sürtüșmeleri sonucunda ise, senin insanoğlunun laneti dediğin ve hor gördüğün sey doğar: Vicdan!