Harika-harika-harika bir kitaptı!
Ortada bir aile draması; kocasının kendisini bir başka kadın için terk etmesiyle yıkılan fakat dişlerini göstermekten, neden aramaktan katiyen kaçınmayan bir kadın, eşinden uzakta olmanın, kendi deyimiyle “yeni heyecanlar”da bulunmanın yaratacılığını artırdığını düşünen bir adam ve tüm bunlar olurken ezilen ve ezildiği hiç fark edilmeyen iki çocuk var.
Kitap, kadının kocasına yazdığı mektuplarla açılıyor ve üç kitaba ayrılmış bu kitapta en sevdiğim kısım mektupların olduğu birinci kitap oldu. Tüm olaylar gerçekleşirken ve ortada bir aile draması varken bunların daha da ağır bir dramla anlatılmamasını çok sevdim. Harika ötesi bir kitaptı, tek bir kusur bile bulamadım. Ve benim en en çok sevdiğim giriş cümlesine sahip kitaplardan biri oldu: “Unuttuysan şayet, sana hatırlatayım muhterem beyefendi: Eşinim ben senin.”