Puan vermedi·560 syf.··
2026 48. kitabı
Bir serinin daha sonuna geldik içim çok buruk onları çok özleyeceğim... Seri basıldığı ilk andan beri okuyorum ve gerçekten çok seviyorum. Özge'nin kalemi çok akıcı ve tüm kitaplarını neredeyse bir gün içerisinde bitiriyorum. Bu kitabı da bir gün içerisinde hatta birkaç saatte bitirdim. Spoi olmasın diye çok şey söylemek istemiyorum aslında. Sadece şunu diyebilirim ki sonu beni tatmin etti. Spoiler yemiştim evet ve saçma bulmuştum açıkcası ama okuduğumda gerçekten onlar için en iyi sonun bu olduğunu anladım. Çok mutlu olduğum yerler oldu, ağladığım yerler de oldu hatta her kitapta olduğu gibi şaşırdığım şeyler de oldu. Çok zekice ve ince detaylarla yazılmış bir kurgu gerçekten. Bronz'un günlüğü kısmında da aslında çoğunluğu seri boyunca okuduğumuz şeyler olmakla beraber Bronz'un yaşadıklarını, hissettiklerini okuduk. Günlüğü okurken seri gözümün önünden film şeridi gibi geçti hatta. Çok şey yaşadık çok kayıp verdik evet ama onlar için yazılan en doğru sona ulaştık. Ve son olarak Viran ve Balerin'in hikayesi de dikkatimi çok çekti. Onu da kesinlikle okuyacağım. Merakla bekliyorum.
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 20269 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
BRONZ 5 #kitapyorumu "Savașım hiçbir zaman bitmeyecek," dedi. "Ama uğruna savaş vereceğim tek şey sensin." Bronz’un, Hisar’ın uğradığı haksızlıklara karşı bir kalkan gibi Efrem’in karşısına dikilmesi, her gerçeği yüzüne bir tokat gibi çarpması ve ona en büyük cezayı yani ömür boyu sürecek bir vicdan azabını vermesi... Bu sahnede Bronz’un o soğuk, karanlık ama His’i sonuna kadar koruyan aurasına bir kez daha hayran kaldım. Bronz sahiplenmesi diye de bir gerçek var ve bu sahnelerde hissettirdiği o sarsılmaz aidiyet duygusu kalbimi bir kez daha eritti. Bronz’un o kriz anlarındaki sarsılmaz, acımasız ama ekibini koruyan liderliği bir kez daha neden İmparator olduğunu kanıtladı. Hele o son sayfalarda, çatışmanın ve ihanetin tam ortasındayken bile birbirlerinin gözlerinde teselli bulan o iki liderin, İmparator ve İmparatoriçe'nin dik duruşu tüylerimi diken diken etti. Günlük kısımlarıyla mahvoldum. Bir annenin kızına sadece altı saniye sarılabilmesi ve o kısacık şefkatin bile babası tarafından kızının hafızasından vahşice silinmesi... Göğsüme tam anlamıyla bir öküz oturdu. Haris’e karşı içimde muazzam bir nefret büyüdü. Öyle bir yüzleşme sahnesi vardı ki kelimelerin bittiği, müziğin ve acının konuştuğu, okurken insanı duygusal olarak tamamen tüketen ama bir o kadar da hayran bırakan türden. Nefesimi tutarak okuduğumu söyleyebilirim. Son sayfalardaki ters köşeler inanılmazdı. Tüm seri boyunca His’in yaşadığı o acıları, kayıpları ve zihnine vurulan zincirleri okurken içimiz sökülmüştü. Ama bu kitabın sonundaki o uyanış... His'in geçmişini, çalınmış yıllarını, dökülen kanları ve her bir detayı hatırlaması muazzamdı. Finalde bizi nasıl bir mahşer yeri bekliyor hayal bile edemiyorum. Son kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.
1000Kitap
Bronz 5Özge Naz · Guardian Yayınları · 2026196 okunma
Reklam
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:39
Ölüm (Bronz #5) Özge Naz Serinin şimdiye kadar en çok sır açığa çıkaran, en sert yüzleşmeleri yaşatan ve okuru en fazla şaşırtan kitaplarından biri oldu. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey büyük bir tatmin duygusuydu. Çünkü serinin ilk kitaplarından beri zihnimde dönüp duran birçok soru sonunda cevabını buldu. Özellikle Bronz’un kimliği, Hisar’ın geçmişi ve Arkana ile Kale arasındaki savaşın görünmeyen tarafları birer birer ortaya çıkarken okuduğum her bölümde şaşkınlığım biraz daha arttı. Hisar bu kitapta benim için bambaşka bir noktaya ulaştı. İlk kitaptan bu yana yaşadığı değişimi görmek çok etkileyiciydi. Karakterinin özünü kaybetmeden olgunlaşması, olaylara daha farklı bakabilmesi ve özellikle Bronz’a duyduğu güvenin giderek güçlenmesi beni en çok mutlu eden detaylardan biri oldu. Hisar’ın yaşadığı acıları, öfkesini ve kırgınlıklarını hissederken bir yandan da ne kadar güçlü bir karaktere dönüştüğünü görmek çok güzeldi. Özellikle annesinin günlüğüyle ilgili gerçekleri öğrendiği bölümlerde onunla birlikte sarsıldığımı hissettim. Bronz ise bu kitapta beni bir kez daha kendisine hayran bıraktı. Onun hakkında öğrendiğimiz yeni bilgiler, yıllardır saklanan sırlar ve karakterinin derinleşmesi hikâyeyi çok daha etkileyici hale getirdi. Özellikle Bronz’un yalnız başına hareket etmeye çalıştığı bazı anlarda sinirlensem de neden böyle davrandığını anlayabiliyordum. Gücü, zekâsı ve kararlılığı yine ön plandaydı ancak bu kez onu daha insani yönleriyle de görme fırsatı bulduk. Kitabın en etkileyici taraflarından biri geçmiş ve bugün arasındaki bağlantıların ustalıkla kurulmuş olmasıydı. Serinin başından beri karşımıza çıkan olayların aslında ne kadar büyük planların parçaları olduğunu görmek gerçekten etkileyiciydi. Özellikle bazı gerçekler ortaya çıktığında dönüp önceki
Bronz 5Özge Naz · Guardian Yayınları · 2026196 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
okuyun
10/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:54
Ne yalan söyleyeyim, bu kadar derin bir hikayeyle karşılaşmayı beklemiyordum. Kitabı okumadım, yaşadım desem yeridir. Çünkü yazarın kalemi ve yarattığı sinematografi öylesine güçlü ki kendimi Leningrad'ın karla kaplı sokaklarında yürürken, siren sesleri arasında nefes almaya çalışırken ve karakterlerin yaşadığı her duyguyu iliklerime kadar hissederken buldum. Kitabın bu kadar çok okurun kalbinde iz bırakmasının sebebi bence bu. İçimden bir ses kitabın dizi ya da filminin yapılacağını söylüyor. Olaylar, Almanya'nın 1941 yılında Sovyetler Birliği'ni işgal etmesiyle başlıyor. Herkes ekmek ve yiyecek kuyruklarında beklerken, Tatyana kendine bir dondurma alıp otobüs durağında oturuyor. Tam da o sırada Kızıl Ordu subayı Alexander Belov ile karşılaşıyor. Elbette birbirlerine âşık oluyorlar; fakat aralarında büyük bir engel var: Tatyana'nın ablası Daşa. Daşa, Alexander'a takıntılı bir şekilde âşık ve ne yazık ki Alexander ile Tatyana'dan önce tanışmış. Karşılaşma sahnesini ve sonrasında iki karakter arasında gelişen diyalogları son derece güçlü, samimi ve etkileyici buldum. En sevdiğim karakter ise Tatyana oldu. Bazı okurlar onun davranışlarını çocukça ve aptalca bulmuş. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Kitaptaki en olgun ve en güçlü karakterlerden biri Tatyana'ydı. Üstelik henüz 17 yaşında olduğunu da unutmamak gerek. Onun yaşında birinin vereceği tepkileri yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerektiğini düşünüyorum. Daşa'ya sinirlendiğim yerler oldu ama bu öfkem Alexander'la ilgili değildi. Tatyana'yı sürekli küçümsemeye çalışması, onu geri planda bırakması ve yer yer iğneleyici tavırları sinirime dokundu. Yine de aldatılmayı hak ettiğini düşünmüyorum. Ama garip bir şekilde Alexander'ı kitabın ortalarına doğru bu konuda suçlamayı bıraktım ve davranışının arkasındaki
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Bronz 1
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:37
Yeni bir seri ve ilk kitabııı Öncelikle evreni güzeldi beğendim baya heyecanlı ve gizemli bir evreni var.Ama kitabın ilk başlarında evrene girmekte çok zorlandım.Bence anlatım dili o kadarda basit değil,böyle çıtır çerezlik asla değil.Yani kafanız boşken veya işiniz yokken oturup odaklanarak okumak gerek ama bu bence insanı rahatsız etmiyo tam tersine merak uyandırıyor.Yani bu daha birinci kitap ondan çok fazla bir sır öğrenmedik ve Bronz,Hisar ikilisininde ilişkisi çok ön planda değildi daha çok anlayamaya yönelikti ve bundan dolayı çok merak uyandırıyor hemen öğrenmek istiyorsunuz. Aşırı bayılmadım ama kesinlikle seriye devam edicem.
BronzÖzge Naz · Guardian Yayınları · 20242,954 okunma
Reklam
Reklam