8/10
·570 syf.··
2026 52. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 12:22
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4 Anita Felipova Size #UyumadanÖnceTuttuğumDilek 4. kitabı ile geldim. Gelelim final kitabımıza... Nasıl güzeldi anlatamam! Bu kitabı okurken aşkı iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Ozan tam bir aşk adamı... Böyle güzel bir aşkın meyvesi olduğu o kadar belli ki. Ozan'ın korkularıyla yüzleşmesi, geçmişinin yüklerini bir bir bırakması ve bazı hesaplaşmaların yaşanması da hikâyeyi çok daha güçlü hâle getirmiş. Dört kitap boyunca bu karakterlerle güldük, ağladık, öfkelendik, sabrettik. Yeri geldi hatalar yaptılar, yeri geldi kalbimizi kırdılar ama onların değişimlerini, büyümelerini ve iyileşmelerini okumak muhteşemdi. Anita'nın bunu okuyucuya aktarışı gerçekten çok başka okuyanca anlayacaksınız . Bu kez Ozan ve Bahar'ın hikâyesi dikenli yollardan geçmiyordu. Onlar artık mutluluğu sonuna kadar yaşamayı hak ettiler , o kadar sınandılar ki bu huzuru okumak bana da iyi geldi. Bir masalın içinde, panayır bahçesinde geziyormuş gibi hissettim. Onların ev hâllerini, günlük yaşamlarını aşklarını okumaya doyamadım . Yazarın bize hazırladığı sürpriz ise kalbimi tamamen ele geçirdi. Ozan'ın annesi ve babasının hikâyesini okumak her zamanki gibi beni derinden etkiledi. Selma Hanım benim için bu serinin en özel karakterlerinden biri. O kadar zarif, o kadar nahif, o kadar güzel bir kadın ki... Rafet Bey'in dediği gibi tam bir masal kahramanı. O bu dünyadan öylesine gelip gitmişti sanki... Meral Hanım'ın hikâyesini okumak çok güzeldi. Sen gerçekten bir insanın hayatına şans olarak giren insanlardansın Meral... Rafet Bey'i ise iki farklı kadının hayatında iki farklı adam olarak görmek çok beni şaşırttı. Benim aşk böceklerim Levent ve Lale'yi unutabilir miyim? Açıkçası serinin başında onları bu kadar seveceğimi hiç düşünmezdim. Ama bu kitapta yine kalbimi çaldılar. Levent zaten
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 202610 okunma
8/10
·464 syf.·
2026 102. kitabı
Özge Naz sevdiğim yazarlardan biri olduğu için merakla beklediğim askeri kurgu türündeki Bir Kibritle Yok Olmak kitabına büyük bir merakla başladım. Kitabın genel hatlarıyla oldukça akıcı, okuyucuyu yormayan ve içine çeken bir dili var. Eğer bu tarz askeri kurguları seviyorsanız, hikayenin dünyasına kesinlikle bir şans vermelisiniz. ​Kitabı genel olarak keyifle okusam da hislerimin biraz ikiye bölündüğünü söyleyebilirim. Balkan Kızı ve Barut’un o kaotik, entrikalı hikayesini okumak güzeldi. Özellikle geçmiş zaman bölümlerinden sonra şimdiki zamana geçildiğindeki o elektriği ve aralarındaki çekimi okumak beni çok daha fazla yükseltti. Yan karakterlerin hikayeye dahil oluşu da güzel işlenmişti. Özellikle tim içinde Kanca ve Siren karakterlerine ayrıca bayıldım. Açıkçası timde kendime en yakın hissettiğim, en sevdiğim iki karakter onlar oldu; diğerlerine karşı o kadar sıcaklık hissedemedim. Bir de Fısıltı karakterini sevdiğimi eklemeliyim. Kitabın sonu ise serinin devamını doğrudan okuma isteği uyandıracak cinsten bitti. ​Gelelim beni okurken durup düşündüren ve biraz rahatsız eden o asıl kısma. Yukarıda timin dinamiklerinden bahsettim ama buradaki mizahın ve arkadaşlık bağlarının dozu bazı sahnelerde beni kurgudan biraz uzaklaştırdı. Karakterlerin yaşları, rütbeleri ve bulundukai askeri konum ile sergiledikleri bazı tavırlar arasında ciddi bir tezatlık hissettim. Koca bir timin ve yüzbaşının, mesleki ciddiyetlerine ya da olgunluklarına pek yakıştıramadığım, yer yer liseli ergenleri andıran bazı diyalogları ve hitap şekilleri kitaba o aradığım askeri ağırlığı vermekten uzaktı. Tabii ki kendi aralarında eğlenecekler, askeri mizahı ben de seviyorum ama buradaki bazı diyalog tercihleri maalesef karakterlerin o güçlü ve profesyonel imajını zedelemiş diye düşünüyorum. ​Yine
Edebiyat
Bir Kibritle Yok OlmakÖzge Naz · Guardian Yayınları · 02,311 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·560 syf.··
2026 41. kitabı
Sadece yazım vs olarak değil de manevi olarak bitirmek beni çok üzdü. Başladığıman beri uzun zaman geçti ve tekrar tekrar sahneleri de okuduğum bir kitaptı. Ortaokulun 3.yılı başladığım Kitap lisenin 3.yili (yaza girdiğimiz için böyle dedim) bitti ve ben eski bir dostuma veda etmiş gibi hissediyorum
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202667 okunma
KEŞKE OKUMAK İÇİN BİR YIL BEKLEMEMESEYMİŞİM
Puan vermedi·552 syf.··
2026 44. kitabı
Bu kitabı okuyalı aslında gerçekten bayağı bir zaman oldu. Ama dönüp profilime baktığımda, hayatımda bu kadar özel bir yeri olan, en sevdiğim serinin ikinci kısmının ilk kitabı hakkında hiçbir şey yazmadığımı fark ettim. Burası benim kitap günlüğüm gibiyse, bu başlangıcın incelemesi burada kesinlikle durmalıydı. Yazmasam eksik kalacaktı, o yüzden biraz nostalji yapıp o dönem hissettiklerimi buraya aktarmak istedim. Ben bu kitabı Şimşek Hırsızı serisinden bayağı bir sonra okudum, 1 yıl falan sonra olabilir. NİYE BÖYLE Bİ MALLIK YAPTIM BİLMİYOM keşke okumak için o kadar zaman beklemeseymişimmm☆ Kitabın başında Percy’yi göremeyince, hatta adını bile duyamayınca açıkçası biraz modum düşmüştü. Büyük Kanyon'daki o fırtına ruhları (Anemoi Thuellai) saldırısıyla başlayan kaosta, Jason'ın elindeki madeni paranın birden kılıca dönüşmesini ve havayı kontrol etmesini izlerken bile aklım hala Percy'deydi. Yalan yok, ilk birkaç bölüm boyunca hep bir önyargı vardı içimde; sürekli " yosun kafa nerede?" diye söyleniyordum qwqwqwwq. Ama Rick Riordan ’ın anlatımı öyle bir şey ki, insanı bir şekilde o hikayenin içine çekmeyi her zaman başarıyor. Hikaye ilerledikçe, karşımıza çıkan o yeni üçlüye (Jason, Piper ve Leo) yavaş yavaş, hiç fark etmeden çok ısındım. Bu kitapta Rick Riordan anlatım tarzını da değiştirmişti; tek bir karakterin ağzından okumak yerine, her bölümde farklı bir karakterin kafasının içine giriyorduk. Bu teknik, karakterleri çok daha yakından tanımamı ve onlarla bağ kurmamı inanılmaz kolaylaştırdı. Karakterlerin ve o tehlikeli görevlerin bendeki yeri hala çok ayrıdır: Jason: Çocuk hiçbir şey hatırlamadan, geçmişi silinmiş bir şekilde bir okul otobüsünde uyanıyor ama o kadar güçlü ki... Rüzgarları yönlendirmesi, yıldırım çağırması ve o meşhur altın parası (Ivlivs) ile dövüşürken
Alıntı
Kayıp KahramanRick Riordan · Doğan Kitap · 20183,194 okunma
Bronz 2
9/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:28
1. Kitaptan kesinlikle daha iyiydi bayıldım. Bazı sırlar öğrendik ve aşırı derecede şaşırdım,kim bilir daha diğer kitaplarda neler öğreneceğizzz.Viran hakkındaki olaya baya bir şaşırdım,ilk başlarda gıcık oluyordum ama şuan seviyorum.Bu kitapta çok daha fazla Bronz ve hisar sahnesi vardı her sahnelerine aşık oldum,ateş saçıyolardı.Sanaç ve Yasmin.Tekrar birlikte olmaları için her şeyi yapabilirim.Yağız,yasmin,Sanaç bu üçlü mükemmel bir aile olur ayyy o sahneleri okumak istiyorum.Hisar tam bir kraliçeydi Bronza asla yenilmeden kafa tutması çok hoşuma gidiyor ve Bronzunda Hisarla ilglilenmesine öldüm,bittim.Yara sahnesine bayıldım ama en çok Resim çizdikleri sahneye bayıldım çok hoş bir sahneydiii,çığlık atarak okudum resmen.Ve sonu aşırı heyecanlı bitti ne olup biteceğini çok merak ediyorum hemen okumam lazım yoksa çıldırıcam. Kısacası ben 2.kitabı çok sevdimmm:))
Bronz 2Özge Naz · Guardian Yayınları · 20241,886 okunma
NEFRET ETTIM BU KITAPTAN
Puan vermedi
hicbir kitabi bu kadar buyuk bir nefretle okumamistim,anlatim asiri bozuk,kitabin icine giremiyoruz,cok fazla bilgi eksikligi var,tarotla ilgili bir arastirma da yaptim hicc alakasi yok,sadece 'luks/pahali' sozleri var,keske bir kumas turu soylenseymis,bronz karakteri abartildigi kadar gizemli degil,birde tereyagli balli ekmek sahnesi var,Hisar Bronz'un onune falan koyuyor falan travmasi varmis,kitap boyunca Hisar'in 'ailem beni sevmedi' triplerini cekiyoruz,gecmisi bizi cok ilgilendirmez okuyucu simdiye bakiyor,her sey cok yanlis bu kitapta,guclu bir orgut bekliyorsun 2 dakika sonra 'Bronz abi' diyorlar CILDIRDIM.
BronzÖzge Naz · Guardian Yayınları · 20242,997 okunma