📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir zamanlar, hilâfeti kendi ülkesine taşıyan Yavuz Sultan Selim daha İstanbul'a dönmeden Halep'te cuma namazını kıldığı Büyük Câmi'de hatip hutbeyi onun adına okuyup "Hâkimü'l-Haremeyni'ş-Şerifeyn: Mekke ile Medîne'nin hâkimi" olarak vasfedince Yavuz Sultan Selim derhal hatîbe müdâhale ederek hakim kelimesini hâdim "hizmetkâr" olarak düzeltmişti.
Düyûn-ı Umûmiyye meydana getirilirken, yeni kuruluş, Osmanlı Devleti'nin yıllık gelirini on kat aşan alacaklarını tahsil etmek için sekiz binden fazla memur çalıştırmıştır ki o zaman Mâliye Nezâreti'nde resmî olarak beş bin beş yüz memur çalışmakta idi.
İşte Abdülhamid dönemi mâliyesi böyle sürekli bir borçlanma zincirinin hazin görüntüsü içinde bulunuyordu.
Üstelik devletin sırtında bulunan bu ağır yükün hesabını kitabını tutmak için meydana getirilen koskoca müessesede çalışanlara verilen maaş da gene devletin kesesinden karşılanarak bu durum haysiyet kırıcı bir mecburiyet hâline getirilmiş bulunuyordu.