Öncelikle yazarın okuduğum ilk kitabı ve her ne kadar kabul etmek istemesem de on yargılı başladığım bir kitaptı.
Her insanın içinde büyütüp yaşattığı kendi benliklerimizdeki çelişkiler ve içten içe doğru olduğunu bildiğimiz şeyleri fırtınadaki yağmur gibi suratımıza vuran dolu dolu bir kitap. Belki şeytanın avukatı olarak bilinen bir yazar ,ki bu ismi hak etmiyor bence, hem kendi hem okuyan her bireyin kendi içinde verdiği yüzleşmeyi oldukça güzel bir şekilde kaleme almış. Bize dayatılan normalin, özgürlüğün ya da dayatılmaktan ziyade başka türlüsünü kabul etmekten korktuğumuz gerçekleri kendimizle hesaplaşarak bize sunuyor. Kendimce incelememi kitabın son kısmı olan aşağıdaki alıntı ile bitiriyorum.
"Sorun yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate, sorun. Her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan herşeye sorun. Saat kaç deyin. Yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını. Sarhoş olma saatidir. Zamanın inim inim inleyen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına. Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz."