Eksik etek mi? Sende mi Brütüs?
3/10
·95 syf.··
2026 98. kitabı
Sigmund Freud’un Bakirelik Tabusu kitabını okurken iki farklı duygu yaşadım. Bir yandan psikoloji tarihine yön vermiş bir zihnin düşünce dünyasına tanıklık etmenin merakı, diğer yandan bazı fikirleri karşısında duyduğum ciddi rahatsızlık. Freud’un hakkını teslim etmek gerekiyor. Bugün psikoloji alanında kullandığımız birçok kavramın temellerinde onun izleri var. İnsan zihninin görünmeyen taraflarını anlamaya çalışması, bilinçdışına dikkat çekmesi ve cesur sorular sorması onu alanının en etkili isimlerinden biri hâline getirmiştir. Ancak bir bilim insanının etkili olması, her fikrinin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Kitap boyunca beni en çok rahatsız eden noktalardan biri Freud’un kadın psikolojisini açıklarken kullandığı bazı varsayımlar oldu. Özellikle kadınların hadım edilmiş erkekler oldukları düşüncesinden hareketle erkekler karşısında aşağılık duygusu geliştirdiklerini öne sürmesi bana ikna edici gelmedi. Freud bu görüşü kendi kuramsal sistemi içinde temellendirmeye çalışsa da ben okurken bunu güçlü bir açıklamadan çok zoraki bir dayatma gibi hissettim. Çünkü bu yaklaşım, kadını kendi başına bir birey olarak anlamaya çalışmaktan çok onu erkeğe göre tanımlıyor. Kadınlığı bağımsız bir deneyim olarak incelemek yerine, eksik bırakılmış bir erkeklik üzerinden açıklamaya çalışıyor. Bana göre bu bakış açısı hem kısır hem de dönemin kültürel kabullerinin bilimsel bir gerçek gibi sunulmasının örneklerinden biri. Yine de kitabı okurken Freud’u tamamen reddetmek de kolay değil. Çünkü insanı düşündürmeyi başarıyor. Katılmadığım yerlerde bile neden böyle düşündüğünü anlamaya çalışırken kendi fikirlerimi daha net sorguladığımı fark ettim. Belki de klasik eserlerin değeri tam burada yatıyor. Bazen bize doğru cevaplar verdikleri için değil, itiraz etmek zorunda kaldığımız
Bakirelik TabusuSigmund Freud · Oda Yayınları · 2018654 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 207. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:21
Roma tarihinin en ünlü kesitini yorumlayan Shakespeare doğaüstü motiflere neden böyle çarpıcı bir rol vermiştir oyunda? Bu durumu, eleştirmenlerin çoğunun yaptığı gibi, ortaçağlardan miras kalan mikrokozmos/makrokozmos kavramlarıyla, yani insan dünyası ve evren arasında paralel- lik kurma alışkanlığıyla açıklamak yeterli midir acaba? Doğal dengelerin bozulduğunu simgeleyen fırtına ile suikastın devlet düzeninde meydana getirdiği kargaşa arasındaki bağ yadsınamaz kuşkusuz. Ancak başlıca karakterleri tarih kitaplarından tanıdığımız, "gerçek” kişiler olan bu oyunda, fe- laketleri önceden haber veren doğaüstü işaretlere böyle güçlü bir vurgu yapılmasının başlı başına ironik bir işlevi olsa gerek. Oyunun vurgu yaptığı diğer bir nokta ise görüntü ile ger- çek arasındaki olası karşıtlıktır. Shakespeare'in Romalıları, dünyaya yansıttıkları imaj konusunda son derece duyarlıdırlar. Bu da beraberinde rol yapmayı getirir; insanların karşısı- na uygun bir yüz takınarak çıkmayı gerekli kılar. Oyundaki karakterler birer "oyuncu” olduklarının bilinciyle hareket etmektedirler. Brutus'la Cassius oynadıkları rollerle tarihe geçeceklerine, gerçekleştirdikleri eylemin adlarını ve ünlerini ilelebet yaşatacağına inanırlar. Dahası, kendilerinin Roma tarihinde oynadıkları dramatik rolün gelecekte aktörler tarafından tiyatro sahnelerinde canlandırılacağından emindirler:
Hayata Dair
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Reklam
Julius Caesar
Puan vermedi·168 syf.··
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 12:17
Shakespeare’in Julius Caesar’ı, sadece tarihin en meşhur suikastını anlatmaz; gücün insan ruhunu nasıl eğip büktüğünü, politikanın o kirli koridorlarında erdemin nasıl can verdiğini gözler önüne serer. Oyunu bitirdiğinizde elinizde kalan şey siyah ya da beyaz bir hikaye değil, insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakan gri bir alandır. ​Hikayenin fitilini ateşleyen, perde arkasındaki o asıl sinsi zekayla, yani Cassius ile başlamak gerekir. Cassius, edebi anlamda tam bir manipülasyon ustası, arka plan fitneciliğinin kitabını yazmış bir karakterdir. Onun Sezar’a olan kuyruk acısı ve kişisel hırsları olmasaydı, belki de tarihin akışı değişmeyecekti. Cassius, Brutus’ün asil, temiz duygularını ve cumhuriyet aşkını o kadar profesyonelce ilmek ilmek işler ki, kendi şahsi kinini Brutus’e "halkın ve Roma’nın kurtuluşu" diye yutturmayı başarır. ​Burada oyunun en trajik figürü olan Brutus çıkar sahneye. Brutus’ü halkı için, ülkesi bir monarşiye evrilmesin diye elini taşın altına koyduğu için haklı ve asil bulmamak elde değildir. O, Sezar’ı şahsi bir düşmanlıktan değil, "Sezar’ı severim ama Roma’yı daha çok severim" diyerek, tamamen idealleri uğruna hançerler. Fakat Brutus’ün en büyük trajedisi, temiz kalpli bir idealistin kirli siyaset arenasında asla hayatta kalamayacağı gerçeğidir. Halkına ve insanlığa olan aşırı, saf güveni; mantığa oynayan hitabeti onun sonunu hazırlar. ​İşte tam o kırılma noktasında, siyaset sahnesinin dâhisi Marcus Antonius devleşir. Brutus’ün en büyük hatası, Antonius'a o cenaze kürsüsünü bırakmak olur. Antonius'nun o muazzam nutku ve ardından hamleleri tam bir edebi şaheserdir. Brutus halkın mantığına hitap edip kaybederken; Antonius duyguya, Sezar’ın kanlı pelerinine, bedenindeki yara izlerine ve vasiyetine oynayarak kalabalıkları galeyana getirir. "Brutus
Alıntı
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Et tu Brute?
10/10
·168 syf.··
2026 1. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 10:40
Brutus, yalnızca ruhumuzu yaralayan belli bir insan değil. Tüm vazgeçilmişlikler tüm yarım bırakılmışlıklar ve tüm ihanetler. Belki bir insanda, belki inandığın bir gerçek değerde, belki de kendinden sana yönelen; sorularda... #y:568se Julius Caesar
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 00:00
Gücün insanları nasıl değiştirdiğini ve güvenin ne kadar kolay kırıldığını anlatıyor. Julius Caesar çok güçlenince çevresindekiler bundan rahatsız oluyor ve en güvendiği kişi olan Brutus bile ona ihanet ediyor. Aslında yaptıklarını doğru sandıkça işler daha kötüye gidiyor ve her şey kontrolden çıkıyor. Mark Antony’nin konuşmasıyla halkın düşüncesi bir anda değişiyor ve olaylar büyüyor. Sonunda herkes yaptığı şeylerin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Edebiyat
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
insanın örmek zorunda kaldığı duvarlar…
10/10
·440 syf.··
2026 105. kitabı
“Anneme göre zaten yakın arkadaş diye bir şey olmamalıydı çünkü yakın arkadaşlık imkansız bir ilişkiydi.Tarih yakın arkadaşlarının ihanetine uğramış insanlarla doluydu.Havarisi Yahuda,İsa’ya,en yakın dostu Brütüs,Sezar’a ihanet etmişti.Annem için önemli olan ihanete uğramak değildi,ihanet hayatın doğasında vardı,her an,her yerde pusuda bekliyordu.Önemli olan ihanete uğradığında yıkılmamaktı.Uyurgezer olup hayatının sırlarını öğrenince kendisini neden böylesine dikenli bir koruma halesiyle sardığını anladım.Annem annesi kadar olmasa da yeryüzünde hep tedirgin ayaklarla yürümek zorunda kalmış,kendisini her türlü duygusal darbeden korumanın yolunu arkadaşsızlığı seçmekte bulmuştu”
Alıntı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Reklam
Reklam