BAŞAK

BAŞAK
Çocuk
Başlığını kafasına geçirmiş kapının eşiğinde bekliyordu. Önünden koşarak geçen arkadaşlarını gördü. Hızları rüzgar gibi yüzüne çarptı. Arkadaşları dediysem de aynı sakin sokağı paylaşan sakinler. Onlar sakin değildi, başlıklıydi sakin olan. Aslında o da sakin sayılmazdı, ama dışarıdan öyle görünürdü. İçindeki koşan çocuğa kendi bile şaşırıyordu. Yüzünü yalayan rüzgarı diliyle yaladı. Canı şeker istedi, dudağının kenarı tuzluydu aslında, yediği ekmeği hatırladı. Sıcak sıcak yemişti ohh oturmuştu midesine. Sade ekmek yemeyeli çok uzun zaman olmuştu. Annesi izin vermezdi, illa birşey tikistiracak arasına peynir, domates, zeytin. Annesinin ölmesi bazen iyi oluyordu. İstediğini istediği zaman yemek! Babası odasından çıkmaz olmuştu. Bu kasvetli ev, çocuğun mezarı olmak için bekliyor gibiydi. Hala esikteydi. Baktı sağa sola koşturan çocuklar görünmüyordu artık, sokak sakinligine geri dönmüştü. Ayakkabılarını bağlamadigini farketti. "Annem olsaydı bağlamadan yollamazdi beni" diye bi an geçti aklından Çantası ağırdı, doldurmuştu tüm ders kitaplarını, o günkü derslere göre kitaplarını ayıracak vakti yoktu. Annesi olsa " taş gibi çantayla nereye oğlum? "derdi. Ya ogrenecekti yuklenmemeyi ya da iki büklüm gidecekti. Sevimli yüzüne dokunacak bir el istedi o an. Yanağına yumuşak öpücük konduracak bir anne. O yaşlarda "neden" sorusunu çok sorarlar çocuklar ama o "neden benim annem" diye sormadı. Çıktı dışarı, koşmaya başladı delice. Koştukça sırtındaki çanta zıplıyordu aşağı yukarı. Mavi çantası yeni alınmış olmasına rağmen dikişleri açılmış, siyah ayakkabıları, beyaz coraplari, çıta gibi bacakları, sert olmayı öğrenecek sımsıkı elleri, çelimsiz gövdesi, alnına düşen kahkulleri, beyaz tenli çilli çocuk. Koşmaya devam etti, nefes nefese..Koştu koştu. Okulu geçti koşmaya devam etti
Hayat
Reklam
Evet geldik mi her şeyin başladığı noktaya. Seyircisiz meydanlar, susmuş kuşlar, üzerine çiy düşmüş yapraklar. Merak edilesi birsey yok bu topraklarda. Her şey sutliman ve biteviye bir hayat.
"Olur, nasıl istersen" demişti adam. Kadın bu üç kelimenin masumiyetini sorguluyordu şimdi. İçtiği kahvenin acısı boğazından geçti kokusu sonra geldi, nefesini verince. Kendisi de kullanmıştı buna benzer cümleleri sırf karşısındakini kırmamak için, ama ne kadar kırıcı oldugunu cümleyi görünce anladı. -Olur nasıl istersen- Lokum attı ağzına, dudağının beyaz olabileceğini düşündü yaladı dudaklarını. Tatsız dokusunu aldı.
Benden uzaktayken neden üzülüyorum neden? Sözlerimi dinleme benim, şekerini yere düşürmüş çocuk gibiyim. Uzerinde pislik olmasa tekrar yemeye devam edebilirdim ama yerde ne kadar taş varsa ne kadar kum varsa yapışmıs lanet olası! Şekere mi kizayim, yerdeki taşlara mi? Yoksa kendime mi? Yikasam eski tadı olmayacak. Biliyorum en iyisi çöpe atmak, en iyisi çöpe atmak!
Hayat
tespitin guzelligi
Birbirinin hemşehrisi öğrencilerin ve eski okul arkadaşlarının kendi aralarında gruplar oluşturması seyrek rastlanan bir olaydı; gençlerin çoğu kendilerine yeni tanış arıyor, kentililer köylu çocuklarini, ülkenin yüksek kesiminden gelenler alt kesimden gelenleri kendilerine arkadaş ediniyor,.herkes gizli bir durtuye uyarak bir çeşitlilik arayışı içinde sürüklenip kendilerini bütünlemenin yollarını arıyordu.
Sayfa 84
1000Kitap