Kitabımı bitirdim ve "Ben ne okudum?" diye sorguladım. Sabahattin Ali’nin daha önce iki kitabını okumuş biri olarak, bu kitabı okumaya heyecanla başlamıştım. Ne yazık ki sonu hüsranla sonuçlandı. Kitap, yazılmak için yazılmış gibiydi. Bir olay, bir heyecan bekledim ama istediğim o şey bir türlü gelmedi.
Daha Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytanı okumamış olsam, belki bu kadar beklentiye girmezdim. Ya da bilmiyorum, yine de girerdim herhalde. Çünkü kitapta bir akış eksikliği vardı. Kitabın ana kahramanı Yusuf üzerinden bir heyecan gerekliydi, ama sahici ve güzel işlenmiş bir heyecan. Kitabın ilk sayfalarını okuyunca ve kitabın adından da yola çıkarak, Yusuf’un Kuyucak ile bağlantılı bir hikâyesi olacak, geçmişle bir hesaplaşması yaşanacak diye düşünmüştüm. Hiç öyle olmadı.
Kitapta, askeri anlamda zor zamanlar geçirildiği anlatıldığında, "Herhalde askere gidecek ve orada bir şeyler olacak," dedim, ama yine olmadı. Muazzez ile kaçtıklarında, "Tamam, burada can alıcı bir hikâye başlıyor," derken yine olmadı. Kısacası, kitap benim açımdan hiç okunmaya değer bir anlam kazanmadı.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Şahinde nasıl bir anne demeden edemedim. İnsan, kızını eliyle kötü yola düşürür mü be kadın?
Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 2019210,4bin okunma
"Oysa ben bütün vakitlerimi ,hatta bütün vakitlerimden daha çoğunu , yeryüzünün bütün vakitlerini sana ayırmak istiyorum ; seni düşünmek ve seni yaşamak için ."