Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali’nin 3. Okuduğum kitabı oldu. Yusuf’un hikayesi beni çok etkiledi kücük yasta kimsesiz kalmasi, taşra düzenini hic bir zaman benimsemeyisi , kendini hicbir yere ait hissetmemesi..
Toplumun gerçekliğini, zengin olanın güçlü olacağı, herkesi etkileyebilecegi , inandirabilecegi, fakir olanin itilip kakilacağı saygı gösterilmeyecegi bir tasra düzenini anlatmis. Cok alisik oldugumuz malesef. Fazla uzatmadan bitireyim,
“Muazzez ‘in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir bir şey değildi,fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere , bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu.”
Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.
Harika bir yolculuktu.Mustafa Güzelgöz’ün çabalarini , başarilarini herkes okumali kendine bir seyler cikarmali bence. Ürgüp’ün havasini buram buram icime cektim. Özetle kitapsiz bir toplum haritasiz bir yolculuga benzer nereye cekersen oraya gider diyebilirim :)