"Çalıştım, didindim, ittim, itildim; dur durak demedim, hayat yolunda koştum. Sınır tanımadım, engel tanımadım, hep koştum. Sağa sola çarptım, daha çok sola... Sol benim zayıf tarafımdır. Bildiklerimi yalan yanlış telaffuz ettim. Zira doğru telaffuz için yeterli zamanım yoktu. Bu konuda kesin bir sınırlama vardı. Ülkemde son on beş dakika, son beş dakika , hatırlatmaları yasa gereğiydi. Bu yasaya karşı olanlar yok değildi. Ancak sayıları yasayı değiştiremeyecek kadar az, bana ulaşacak kadar çoktu. İşte bu azınlık, saygıdeğer, çalışkan insanlar bana 'Dur' dediler. 'Dur, soluklan, dinlen sonra gene koşarsın,' dediler. Dinlemedim onları, dinleyemezdim, zaten dinlemezdim. Yakamdan tutarak silkelediler beni. 'Dinle bizi, önce usluca önüne bakarak yürü, hayatı öğren, sonra gerekirse hızlanırsın. Hayat yolunda koşmanın adabı budur,' dediler. Dinleyemedim onları çünkü ben benim elimde değildim. Dahası hiçbir şey benim elimde değildi."