“Şarkısında dediği gibi benden sonra artık pencereyi kapatmadığına ve çarpmasından korkmadığına, çünkü zaten uyumadığınaysa zerre inanmıyordum. Çünkü uykusuz kalsaydı, bir gece yarısı ona yazdığım kitap önsözü uzunluğundaki mesajımı görürdü. Çünkü uykusuz kalsaydı, beni arar ve ‘Ayşe Püren, senin şu uyku haplarını nereye koydun? Bulamıyorum’ derdi. Çünkü uykusuz kalsaydı, gecenin bir yarısı yürüyüşe çıkardı ve moda sahilinde yürürdü, karşılaşırdık. Çünkü uykusuz kalsaydı, sabaha karşı dörtte en son kaçta çevrimiçi olduğumu görmek için Whatsapp’a girerdi. Çünkü uykusuz kalsaydı, beni arardı, “gelsene, saçmaladık” derdi, ikinci cümleye kalmadan on dakika içinde kapıyı çalardım, uyurduk. Anıl, uykusuz kalmadı.