Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Tatmak. Öğrenmek. Kanıksamak. Bu, ardından kanıksanmış olana Özlemi de getiriyor olsa gerek. Dadanmayı. Tiksinilen bir ilaç, sürekli alındığında, bir gövdenin kanını, hücrelerini nasıl tutsak edebilirse, öyle. Gövdenin kendi kendine yeterliğini hiçe indirgeyen, yapay bir gücün egemenliği. ‘Alışmak’ denilen zehir. Acı çektirmeye acı çekmekten daha mı kolay alışılır? Kim sormuştu bunu? Bayram mı? Bilincinde değil. Hiç deneyi yok.”
“Evet, evet. Güzeldi. Çok güzeldi köprüden Boğaz’ın , İstanbul’un görünüşü. Kuşkusuz. Yırtıkları, sökükleri,ekleri uzaktan seçilemeyen bir balıkçı ağı denli güzeldi. O ağa takılan balıklar için nasıl ürkütücü,çırpındırıcı ise, o ağa dıştan bakanlar için de aynı oranda güzel. Bütün o kargaşaya, çırpınmalara, bütün o can derdine düşmüşlüğe, bencilliklere; gelmişle geçmişin kıyasıya vuruşmasına; soranla susanın, duranla koşanın üst üste düşmesine; hem iç içeliğin, hem dışta kalmanın acı biber tadına uzak durma. Söz dinlemez, ipini koparmış bir kente, Çelik bir hat üstünden egemen olma.”